|
Gelişim Platformu seminer notları-1 “Medya Sektörüne Bakış”
Doğan grubunda çalışırken tanıştığım Eyüp Can, okumuşların teoriyle pratiği birleştirdiklerinde ortaya çok güzel şeyler çıkardıklarını ispatlayan kişilerden. Burada, Finansal Forum gazetesi yerine Referans Gazetesi gibi bir projeyi ortaya koymasını, ekibe kattığı değerli insanlar ve ekibi geliştirmek için oturttuğu eğitim pratiğini kastediyorum. Referans Gazetesi alanındaki diğer yayınlar arasında gerek içeriği gerekse tasarımı ile kısa sürede öne çıktı.
Eyüp Can Mayıs ayında Gelişim Platformu bünyesinde “Medya Sektörüne Bakış” başlıklı bir seminer verdi. Katılımcılarla karşılıklı bilgi paylaşımı şeklinde gerçekleşen etkinlikte, Türkiye'de medyaya bakışın olumlu olamamasının ardındaki sebepler tartışıldı. Siyasetteki gibi bir yenilenme gerçekleşmediği için medyanın ilerleyemediğinden bahsedildi.
Kendi manifestosunu yayınlayan Doğan Grubu yayınlarının bir adım öne çıktığını anlatan Eyüp Can, “İç denetim medyanın yapması gereken bir şey. Ancak NY Times'ın yaşadığı Jason Blair olayı Türkiye'de yaşansa, bırakın gazetenin Genel Yayın Yönetmeninin istifa etmesini, muhabir bile işten çıkarılmayabilir.” dedi. Baskı gruplarındaki değişimin dikkat çekici olduğunu anlatan Eyüp Can, “Artık siyasetçiler değil reklam kaynakları medyada baskı gücüne sahip.” dedi.
Kendisine yurtdışındaki medya gruplarının online medyaya yönelme, ağırlık verme kararını hatırlatıp, “ideal medya” kavramı çerçevesinde değerlendirildiğinde Türkiye'de bunun etkisinin ne zaman ve nasıl olabileceğini sordum. Denetim yönüne dikkat çeken Can, “Internet özgürleştirme açısından güzel. Ancak denetimde kaos getiriyor. Yeni medya çıkınca eskisi sarsılsa da devam eder, şimdiye kadar gazete, radyo ve televizyonda bu böyle oldu. Internet bu üçünü içinde barındırıyor. Paralı içerik erişimi değil de reklamdan kazanma Internet için uygun olabilir. Geçen yıl reklam mecraları arasında harcamalar açısından en ileride olanı yine de basılı, görsel işitsel veya online olan değildi, bilgisayar oyunlarıydı.” dedi.
Eyüp Can'ın Internet'in denetimde kaos getirmesi noktasındaki düşünceleri dikkatimi çekti. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın doğrulanamayacak haberlerin etkisi çok sınırlı kalır. Ben, buradan herhangi bir hükümet yetkilisinin uluslararası karanlık ilişkiler içinde olduğunu duyursam, eğer kanıtlarla, şahitlerle desteklemezsem bunun geçerliliği nedir?
Habere ilişkin kaynak ister bir kişiye ait weblog/web günlüğü isterse bir medya organının sitesi olsun, kaliteli habercilik konusunda kriterler değişmez. Bu açıdan Internet'teki haberin değeri sorgulanabilirse de, bu onu haberlikten çıkarmaz.
Etkinlikte konuşulan başka bir konu da şuydu: Basılı gazetelerde 5 milyona yakın bir tirajdan söz ediliyor. Bunun da doğruluğu, yahut basılan gazetelerin kaçının okunduğu konusunda şüpheler var. Burada aklıma gelen bir nokta şu: Online haberlerin okunma oranları basılı gazetelerin okunma oranının çok daha altında. Bunun sebebi henüz basılı gazete okuma alışkanlığının değişmemiş olmasında veya Internet kullanıcısı sayısının basılı gazete okuruyla aynı miktarda olmayışında olabilir. Ancak reklam verenler açısından bakılması gereken nokta şudur: Odaklı çalışmalar için, gerçekten, basılı yayınlar online yayınlardan daha iyi bir dönüş sağlıyor mu? Internet reklamı, hedef kitle itibariyle, basılı olandan çok daha verimli değil mi?
osmankoroglu@yahoo.com |