Kültür Anasayfa Editörden Makaleler Bölümler Görüşleriniz Görüşleriniz



 
 
 
 
 
 



Büyük Futbolcu

(Aşağıda okuyacağınız yazı ünlü bir spor adamının futbolculuk sürecidir)

Büyük futbolcu olacağım aslında ta o zamandan belliydi. Mahalle takımının vazgeçilmez bek adamıydım. Bir ara mahalle takımımızın kaleci eksikliğinde kalecilik yaptım. İlkokul beşte iken de diğer sınıfla yaptığımız turnuva maçında, yani üçe iki yendiğimiz maçta, takımımızın iki golünü ben atmıştım. Anlayacağınız küçüklükten beri takımın her mevkisinde oynadım. Bazen bekte, bazen ileride, bazen kalede hatta bir çok kez libero olarak her yerde. Kısaca ben tam bir görev adamıydım. Nerede bana ihtiyaç varsa ben orada oynarım.

İsterseniz size kazandığım, özellikle de takım olarak kazandığımız, başarılardan bahsetmeden önce futbol hayatımın daha da gerisine gidelim. Biz futbola tutku ile bağlıydık. Daha annemiz kahvaltı hazırlamadan biz çoktan sokakta kaleleri kurmuş, golleri sıralamaya başlamış olurduk. Çok iyi hatırlıyorum bizim evin iki altında oturan Muhsin sabahleyin maçlarımıza çizgili pijamasıyla iştirak ederdi. Maçın tam en heyecanlı anında annem bağırırdı "Huluusiii, hadi çabuk ol kahvaltı hazıır". Ben de her zaman "Ya annee ben tokuum". Futbol bizim için her şeydi.

Öğlen güneşinde, ikindi kavuruculuğunda ve akşam serininde biz hep top peşinde olurduk. Ama akşam serininde ki maçlarımızı evin önünde değil, okulun bahçesinde oynardık. Çünkü akşam serininde İsmail Amca işten dönmüş olurdu, ve bize çok kızardı. Hep aynı şeyleri söyler, Habip Dayı gibi okulun bahçesinde oynamamızı söylerdi. Hep topumuzu keseceğini söyler, bazen bizi kovmak için peşimize bile düşerdi ama nasıl yetişebilir ki, biz futbolcu adamlardık. O ise kel, şişko, kısa boylu, yaşlı bir emekliydi. Habip Dayı ise hacıydı, o da şişmanca, sakallı kısmen daha insaflıydı. Habip Dayı da bize kızardı ama o sırf kızmış olmak için kızardı. O gidince maça kaldığımız yerden tekrar başlardık. Hatta kaldığımız yerden, kaldığımız şekilde başlamaya o kadar riayet ederdik ki Habip Dayı sokağın köşesini döner dönmez pause düğmesine basılmış gibi olurdu. Kim kimin yanındaysa tekrar yerini alır, sırtı o sırada topa dönük olanlar yine arkasını dönerdi. Futbol bizim için her şeydi; bizim için kahvaltı, bizim için öğle yemeği, bizim için adrenalin, bizim için hobi ve bizim için fobiydi (İsmail Amcalar). Futbolculuk yeteneğim mahalle sokaklarında, okul bahçesinde ve ayak basılabilen, koşunca engelle karşılaşmayacak her yerde ortaya çıktı ve gelişti, gelişti, gelişti..

Daha sonra futbolun daha da içine girdim. Mahallemize an yakın mesafede bulunan Yunus Gençlik Spor Klübüne takılmaya başladım. Kulüp benim için adeta ikinci adres olmuştu. Takımımızın renkleri yeşil-kırmızı idi, logomuz yoktu. Takım kaptanı Kenan Abiydi, ama en iyi golcümüz Kenan Abi'nin kardeşi Ramazan Abiydi. Ramazan Abi müthiş kafa golleri atardı lakabı Gullit'di.Benim herhangi bir lakabım yoktu çünkü ben özgündüm ve hala özgünüm. İlk başlarda ben kadroya giremedim çünkü yaşım çok küçüktü ama boş da durmazdım, Ensar Abi ile kulüp lokalinde çay yapardık ben de çayları dağıtırdım.

Lise ikinci sınıfa geldiğimde bir seçim yapmak zorunda kalmıştım ya okul ya futbol. Tabiki futbolu seçtim, zaten hep devamsızlıktan kalıyordum. Bir de insan neyi seviyorsa onunla uğraşmalı değil mi? Bu kararım beni Ali Sami Yen'in müdavimi yaptı çünkü bu arada başka seçimler de yapmak zorunda kalmıştım ve çimlerin kokusu beni çekti. Artık ikinci adresim Ali Sami Yen'di

Stadyum ve tribün işte hayat bu olsa gerek. Büyük maçlar ve taraftar. Tam bir heyecan fırtınası, bağıran binlerce taraftar, üzerinden akan sevgi seli. Her şeyi unutturan, insanı kendinden geçiren taraftar bağırtıları ve üzerindeki binlerce göz. Hepsi senin topu en uygun yere bırakmanı bekliyor ve sen topu tam yerine adeta adrese teslim ediyorsun. Genellikle orta saha ile kale arasında beklerdim, görev yerimden hiç ayrılmamam gerekirdi çünkü ben hücum yolu üzerinde önemli bir görevle vazifeliydim.

İşimi seviyorum, hele Avrupa maçları. Karşında koşturan adamların bir çoğu dünyaca ünlü yıldızlar ve ortak mekanı paylaşıyorsun. Sen seyirci değilsin, sen seyircilerin, binlercesinin gözü önünde bir görev adamısın. Ve kendi takımından olan futbolculara topu dikkatlice vermelisin. Çünkü uzatacağın bir top birazdan gol olabilir ve ortalığı saran sevinç çığlıklarında senin de payın olur.

Hayat her zaman istenilen çizgide ilerlemeyebilir ve sen ilerleyişinin engellenmesi durumunda bazen bir özne, bazen de bir nesne olursun, oluverirsin. Antreman sırasında sakatlanmak her futbolcunun başına gelebilir ama bazen küçük bir ayrıntı geleceğini etkileyebilir. Okulu bıraktığım günlerin biraz sonrasında yapılan seçmeler sırasında sakatlanmıştım. Sol ayağımın orta parmağı şişmişti ve bu şişkinliğin beni engellemesi takıma seçilmemi engellemişti. Ama olsun futbol benim hayatım.

Futbol benim geçim kaynağım ve futbol benim her şeyim. Yeşil çimler benim mekanım, meşin yuvarlak yaşamımın vazgeçilmezi, tribünler motivasyonum. Saha kenarındaki koşu yolu çalışma yerim ve işimse maçlarda taca çokan topları saha içine iletmek. Hafta boyunca da çimleri kısaltmak ve sulamak.

(Ünlü olduğu olay ise bir keresinde taç kullanmaya hazırlanan dünyanın en pahalı ikinci futbolcusuna uzattığı topu tam olarak adamın burnuna hızlıca çarptırarak burnunun kanamasına sebep olmasıdır. Burnundaki kanamanın durmaması rakip takım forvetinin maça devam edememesine neden oldu. Bu durum maçın skorunu çok etkiledi. Çünkü 0-6 lık sonuç daha da vahim olabilirdi )

nedimkaya@linuxmail.org


W. Carssy
Büyük Futbolcu
Şükür Ufku


mutasyon.NET'e reklam verebilirsiniz. İrtibat için editörlüğe mail atınız.
mutasyon.net EDİTÖRDEN MAKALELER BÖLÜMLER GÖRÜŞLERİNİZ ÜYELİK NECİP FAZIL
MİSYONUMUZ KÜNYE BİZE KATILIN GİZLİLİK ŞARTLARI ZİYARETÇİ DEFTERİ