|
Derin Basketbol..
Avrupa Şampiyonası sona erdi ve ikinci olduk. Bu turnuvanın oyuncu bazında
teknik analizini defalarca duyduğunuz için ben madalyonun diğer tarafına
bakmayı uygun gördüm. İlk olarak eski bir şampiyonada olup bitenlere bir
bakalım.
1993'teki Avrupa Basketbol Şampiyonası belleklerde önemli yer elde eden
bir turnuvaydı. Yunanistan'da düzenlenen turnuva finalde turnuvanın en
iyi iki takımını (Litvanya-Yugoslavya) karşı karşıya getirmişti ki bu
turnuvayı diğer turnuvalardan farklı kılan işte bu final maçıydı.Bosna
savaşından yeni çıkılmış olmasıyla bütün dünyanın nefretle baktığı Yugaslavya,
mezhep birliğinin de etkisiyle Yunan seyirciler tarafından çılgınca destekleniyor
ve adeta evindeymiş gibi final maçına çıkıyordu.
Maçın başlamasıyla birlikte Litvanya fırtına gibi esmeye başladı. Sabonis,
Marchelionis, Karnishovas gibi oyuncularıyla Litvanya Yugoslavya'yı eze
eze yeneceğinin sinyallerini veriyordu. Ta ki hakem maça elini atıncaya
kadar. Hakem maç boyunca birçok inanılmaz karar verdi. En önemlisi ise
Sabonis'i oyundan atması idi. Maçın en kritik dakikalarında Sabonis'e
çok ilginç bir hücum faul kararı çalındı. Sabonis karara aşırı olmayan
normal bir tepki verdi ama hakem bu sefer de teknik faul çaldı. İyice
sinirlenen oyuncu yine de kendisini tutuyordu ama hakem birden bir teknik
faul daha çaldı ve onu oyundan attı. Hakemin hatalı kararları zaten tepki
topluyordu ama Litvanya'nın en önemli oyuncusunun oyundan gerekçesiz kararlarla
atılması bardağı taşıran son damla olmuştu. Derken herkesi şoka sokan
olaylar peşisıra geldi. İlki 2.21'lik kaya gibi Sabonis'in ağlamaya başlaması
oldu. Ardından Litvanya'nın koçu salonu terketti ve Litvanya sahadan çekildi.
Sonradan binbir ricayla Litvanya salona döndü başlarında koçları olmaksızın.
Takımı Sabonis yönetiyordu. İnsan fıtratının gereği olarak mazlumun yanında
yer almayı tercih eden Yunan seyirciler de artık Litvanya'yı destekliyordu.
Herkes iyilerin kazanacağını bekliyordu ama olmadı. Hakem yine herkesi
çileden çıkardı ve kılpayı farkla maçı Yugoslavya kazandı. Kupa töreninde
Yunanlılar da dahil herkes Yugoslavya'yı ıslıkladı. FIBA başkanı olan
Borislav Stankoviç ise utancından ve kendine yönelen bakışlardan dolayı
salonu çoktan terketmişti. Ve böylelikle tarihin en rezil şampiyonalarından
biri daha bitti.
2001 yılına geldiğimizde turnuva bizim ülkemizde düzenleniyor ve biz
de büyük başarılar bekliyorduk. Hırvatistan maçına kadar kendi hatalarımızla
ve doğrularımızla bir şeyler yaptık. O maça gelince hakemin ismini duyunca
irkildim: Pascal Dorizon. Bu hakem tescilli bir Türk düşmanıdır. Klüp
takımlarımızın Avrupa maçlarında başımıza bela olan ve bizim maçımıza
her verildiğinde FIBA'ya sitem ettiğimiz bu hakem şimdi kendi evimizde
düzenlenen turnuvada çok önemli maçımıza verilmişti. Dorizon bizi haksız
çıkarmadı ve maç boyu verdiği kararlarla bizi çileden çıkardı. Ama Dorizon
o gece rahat uyuyamayacaktı çünkü maçı kazanmıştık.
Sırada Almanya vardı. Almanya maçında da İspanyol hakem Sancha sahnedeydi.
Genel olarak bütün hakemlerin yaptığı gibi bizim oyunculara sert savunma
yapılmasına göz yuman ve bizim oyuncuların en ufak temasına bile faul
çalan temayülü sürdürdü ve tepki topladı. Genellikle İbrahim Kutluay maçlarda
çok sert savunmalara maruz kaldı ve çok yıpratıldı. Tekme tokat savunulmasına
hakemler hiçbir şey yapmadı ama aynı göz yummanın onda birini bizimkilere
göstermediler. Ayrıca final şansı süren İspanya'nın bir hakeminin finale
çıkması için daha kötü durumda olan Almanya'yı kayıracağı gibi bir inanış
maç öncesinde bile şuuraltımıza yerleşmişti. Neyse ki bu maçı da yendik
ve Sancha'dan da kurtulduk.
Final maçında rakibimiz Yugoslavya'ydı. İyi bir maç izleyeceğimizi düşünürken
maçın hakemlerinden birinin yine Sancha olduğunu görmek zihinlerimizde
"Acaba?" sorusunu da beraberinde getirdi. Şu ana kadar hiç yapılmayan
şey yapılmış ve aynı hakem üstüste maç yönetiyordu. Adil bir hakem olsa
hadi neyse ama bir gün önce başımızı ağrıtan bir adamın bu maçta işi neydi?
Milli takım yetkilileri buna itiraz etmek için FIBA başkanı Stankoviç'in
yanına gittiler. Stankoviç'in buna tepkisi saf bir eda takınarak "Aaa
doğru. Nasıl oldu da verilmiş ben de anlamadım. Şimdi farkına vardım ben
de." oldu. İşin başındaki adamın haberi yokmuş en önemli maçın hakeminden.
Beklediğimiz oldu ve hakem ucuz faullerle maça damgasını vurdu. 93'teki
Litvanya maçı kadar olmasa da hakem maçın sonucuna etki etti.
Sonuç olarak devletlerin, kurumların "derin" kısmı olduğu ve
mantıksız her olayın arkasında bu derin kısmın bir komplosu bulunduğu
gibi FIBA'nın da derin kısmı var ve bu en başta Yugoslavya, onun ardından
İtalya, İspanya ve Yunanistan'dan oluşuyor. Bu dört ülkenin hakemlerden
pek bir şikayeti olmaz bu yüzden. Ama kabak Litvanya gibi ve özellikle
Avrupa'nın hiçbir zaman sempatiyle bakmadığı Türkiye gibi ülkelerin başına
patlıyor. Yine de kazandığımız ikincilik büyük başarıydı. Hidayet'in bir
maç sonrası seyircilerle sevincini paylaşmak için hakem masasına çıktığında
masadaki yetkililer az kalsın onu döveceklerdi. Bu ikinciliği bile hazmedemediler.Ama
çok genç ve yetenekli bir ekibimiz var ve bu ekibin başarılarını uzun
süre devam edeceğini, günün birinde rakiple birlikte "derin"
basketbol şebekesini de yeneceğine inanıyoruz.
ibozcam@mailcity.com
|