|
Aztekler..
Aztekler, İspanyollar tarafından tarih sahnesinden silinmeden önce değişik
bir tür sporla uğraşırlarmış. Bu sporda amaç, ikiye bölünmüş bir sahanın
ortasında yerden yüksekteki bir çemberden top geçirmekmiş. Bir nevi basketbol
yani. Sporcular topa sadece kalçaları ve belleri ile vurabiliyorlarmış
ve de kauçuktan yapılan bu esnek topun ağırlığı 20 kg civarında olduğu
için ciddi sakatlanmalar oluyor ve insanlar ömürlerinin sonuna kadar kötürüm
kalabiliyorlarmış. Bundan daha ilginç olan şey ise mağlup olan takımın
kaptanının maçın sonunda kalbi çıkartılarak tanrılara kurban edilmesiymiş.
Çünkü bu maç, aynı zamanda dinsel bir nitelikteymiş. Bir Aztek şehrinde
ortalama 10 tane oyun sahası olması bu sporun popülaritesini de ortaya
koyuyor.
Bu örnek, medeniyetten nasibini alamamış ilkel diye adlandırılan bir
toplumun eğlence anlayışını da ortaya koyuyor. Bir de şu anda yaşadığımız
zamandaki modern (!) eğlence anlayışımızı gözden geçirelim.
Bizde bu oyun yerine futbol en gözde spor. Bu modern oyunda, kafasına
veya midesine top gelerek ölen ve sakatlanan tek tük futbolcuların dışında
diğerleri zarar görmez. Hele hele yenilen takımın kaptanı hiç kurban edilmez(mi
acaba?). Ancak maç sonrasında, bir zafer(!) in ardından yanlışlıkla balkonda
bulunan küçücük bir çocuk çok rahatlıkla kurban edilebilir. Ya da yenilen
takımın taraftarları hınçlarını çıkaracak bir kişi ararlar; bu kendi takımlarının
kaptanı olmuş, rakip takımın taraftarı olmuş pek farketmez. Azteklerle
aramızdaki fark, Aztekler'de verilen kurbanların kendi isteğiyle ölmeleri.
Aztekler sporlarını dinsel bir unsur olarak algılıyorlardı. Bizim modern
zamanımızda da sporun, özellikle futbolun bazı kişiler için bir din haline
geldiğini söylemek yanlış olmaz. Ve bu insanların sayısının ülkemizde
bile Azteklerin sayısından kat kat fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ayrıca Aztekler dinlerinin gereği olarak onlara ilkel dememi geri almama
yetecek kadar bilimsel çalışmalar yaptılar. Astronomik hesaplar yaptılar
ve bugün bile esrarı tam çözülemeyen piramitler inşa ettiler. Bizim futbol
camiasının ilme en yakın olduğu an bir gazetenin spor sayfasını okuduğu
andır.
Görüldüğü gibi sporumuz ve sporu takip edenlerimiz Aztekler kadar bile
medeni değil. Futbol terörü cinsinden olaylara şahit oldukça bu konuda
umudum azalıyor. Bu yazıyı yazmamda son hafta içinde yaşadığım iki olay
etkili oldu. Sabrınıza sığınarak bunları da anlatayım:
İlk olaya dolmuştayken şahit oldum. Dolmuşun arkasındaki otobüse birileri
taşlı sopalı saldırıya başladı. Daha sonra ikinci bir grup hızla karşı
yönden koşmaya başladı. Otobüse saldıran grup işini bıraktı ve bu ikinci
gruba doğru koşmaya başladı. Daha sonra Braveheart filmini andıran bir
sahneyle iki mini "ordu" birbirine girdi. Tam soracaktım ki
biri cevabı verdi. Meğerse Beylerbeyi-Küçükköy'dü yanılmıyorsam, iki tane
hiç bir iddiası bulunmayan 3.lig takımı taraftarlarının kapışmasıymış.
İkinci olarak ta Şişli'de yürüyüş yapan 100-150 kişilik bir grup gördüm.
Ağıza alınmayacak küfürler ederek Mecidiyeköy'den Şişli'ye kadar yürüyen
bu grup ta Galatasaray taraftarlarıymış. Stad hadi neyse. Ama sokak ortasında
avazlarının çıktığı kadar bağırarak yürüyen bu grubun ettiği küfürlü tezahürat
herkesi utanç içinde bıraktı. Yaşlıca bir amca noktayı koydu; " İnsanlara
faydalı bir iş için çağırsan bu kadar kişi toplanmaz."
Ben şahsen futbol oynamayı ve izlemeyi çok seven bir insanım. Ancak insanların
kendi ellerinde olmayan bir olaya hayatlarını endekslemelerini hazmedemiyorum.
Üstelik te bu insanların benim hayatıma müdahale edip te benim kulaklarımı,
gözlerimi, beynimi tırmalamalarını hiç hazmedemiyorum. Her maçın öncesinde,
sonrasında ilkellik ve vahşet örnekleri göstermesini de anlayamıyorum.
Futbola evet. Ancak gençleri çalışmaktan, düşünmekten alıkoyma derecesinde
olan, adeta bir din yerine geçen, toplumun tansiyonunu artıran ve belirli
zamanlarda kamplara bölen, bizi sorunlarımızdan uzaklaştıran ve vahşeti
ayağımıza getiren futbola hayır.
Gelecek ay görüşmek dileğiyle...
ibozcam@mailcity.com
|