Kültür Anasayfa Editörden Makaleler Bölümler Görüşleriniz Görüşleriniz



 
 
 
 
 
 



Amerika Düşmanını Arıyor

İkiz kulelere yapılan saldırılardan sonra dünyanın kendine sunduğu açık çeki olabildiğince değerlendirmeye çalışan Amerika, Afganistan'ın ardından şimdi de Irak'a gireceğini bildirdi. Dünya ülkelerinin "İyi de neden?" sorusunu sormasının ardından da delil arama komedisi başladı. En büyük delil ise, Saddam'ın elinde kimyasal silahlar bulunduğu ve kullanılabileceği idi. Somut bir kanıt olmamasına rağmen mümkün gibi görünen bir ihtimal bu. Buna rağmen İran-Irak Savaşı sırasında Amerika'nın, düşmana yardım ettikleri gerekçesiyle kimyasal silahlar kullanarak Halepçe şehrini ortadan kaldırmasına rağmen müttefiki olan Irak'a olan desteğini devam ettirdiği hala gözümüzün önünde. Aslında herkes amacın petrol olduğunu biliyor, lafı uzatmaya gerek yok. Burada farklı olan, Amerika'nın artık eskisi gibi işi kitabına gore yapmayıp, amaçları uğruna hiç olmadığı kadar kararlı, pervasız, ve diğer ülkeleri umursamaz olabilmesidir.

Bush başa geçtikten beri Amerikan politikasındaki kovboy tarzı herkesin dikkatini çekiyor. Bush'un ilk garip girişimlerinden birisi; İran, Irak ve Kuzey Kore'yi "şer ittifakı" olarak adlandırmasıydı. Oysa ilk defa ticari düzeyde ilişkilerin başladığı ve dostluk rüzgarlarının uzun bir aradan sonra esmeye başlandığı İran, savaşın ardından durulan ve genelde olumlu politikalar üreten Irak ve Dünya'ya açılmaya hazırlanan Kuzey Kore için son derece olumsuz ve geri adıma neden olacak bir gelişmeydi bu.

11 Eylülle birlikte Bush ve yardımcılarının girişimleri daha da ilginçleşiyordu. İsrail'e verilen destek neredeyse tarihin en üst düzeyine ulaşmıştı ve Amerika ırkçılık karşıtı konferansta İsrail'e yönelik kınama içeren, neredeyse tüm dünyanın imzaladığı bildiriyi imzalamamıştı. Sonrasında Bush ve yardımcıları, Dünyada kendilerinden başka hiçbir süper güç oluşumuna izin vermeyeceklerini açıklayan bir güvenlik bildirisi açıkladılar. Bunun ardından da, Clinton döneminde imzalanan silahsızlanma ve çevre anlaşmalarını yeniden gözden geçirip iptal edeceklerini bildirdiler.

Sonuç olarak bu kadar agresif ve olumsuz politikalar üreten Amerika'ya tepkiler doğması kaçınılmazdı. Bu tepkilerin sırf Irak, İran gibi ülkelerde değil de, gelişmiş ülkelerde olması çok ilginç sahnelere sebep oldu. Geçenlerde Berlin'de, binlerce Alman vatandaşı Amerika karşıtı gösteri yaptılar. İşin en ilginç tarafı ise bu insanların ellerinde Saddam posterleri taşımaları ve Irak lehine sloganlar atmalarıydı. Artık Almanya'da insanlar politik olarak Saddam'ı Bush'a tercih ediyorlar. Almanlar, Amerika'ya olan nefretlerini, seçimlerde geride kalan Basbakan Schröder'e Amerikan karşıtı çıkışları sonucu oy patlaması yaşatarak göstermişlerdi.

İngiltere'de ise protestolar daha ilginç bir hal almıştı. Bunların en ilginci müzik dünyasından gelmişti. George Michael'in klibinde Blair, Bush'un her dediğini yapan sadık köpeği gibi karakterize ediliyor ve Bush'a yaranma uğruna Irak'la savaşa girileceğine göndermeler yapılıyordu.

Amerika'nın kendi içinde de Bush'un Irak savaşı için kamuoyu desteği hızla azalıyor. Petrol yüzünden savaşa hayır, Filistin'e özgürlük, Yahudi oyununa gelmeyelim türünden mitingler giderek artıyor.

Herşeye rağmen Bush yönetimi savaş hazırlıklarına devam ediyor. Kongreden savaş yetkisinin alınması, yedek askerlerin ve muhafızların göreve çağrılması gibi adımlar atıldı. Üstelik BM'den Irak'a yönelik müdahele yetkisi alınmadan ve yeterli delil bulunmadan ve Irak'ın taahhütlerine rağmen. Tommy Franks adındaki bir general savaş sonrası Irak genel valisi sıfatıyla dolaşıyor ve Türkiye dahil ülke üst düzey temsilcileriyle görüşüyor. Kısacası Amerika tüm dünyanın gözünde açgözlü, hırslı bir petrol canavarı imajı oluşacak olmasına rağmen Irak'ı ele geçirmeye kararlı.

Sonuç olarak Amerika, Soğuk Savaş sonrası tek süper güç olma konumunu iyice kötüye kullanmaya ve tüm dünyayı denetimi altına alma girişimlerine başladı. Tüm mesajları ile kimseyi dikkate almayacaklarını,kimsenin güçlenmesine izin vermeyeceklerini dile getiriyor ve eskiden rüyalarında gördükleri ülkelere üsler açıyorlar. 11 Eylül sonrasının meşhur "Amerika düşmanını arıyor" cümlesi vardı. Sanırım Amerika aradığı düşmanlarını fazlasıyla buldu. Gittikçe artan Amerikan baskısı, 11 Eylül gibi eylemlere, hatta kendi içinden bir vatandaşın neden olduğu Oklahoma'daki bir hükümet binasının havaya uçurulması gibi eylemlere hız kazandıracaktır. Teknolojik olarak çaresiz durumdaki cahil ya da yönlendirilmiş insanların, terörizme yönelmeleri kaçınılmazdır. Amerika, Dünya barışının baş düşmanı olma yolunda İsrail'le birlikte hızla ilerlemekte ve Amerika'nın o meşhur "hürriyet, adalet, eşitlik" kavramlarını kendi vatandaşlarına bile gerektiği gibi uygulayamamaktadır. Silah ve petrol tröstleri ve Yahudi etkisinin bu derece hissedildiği bir dönem şu ana kadar olmamıştır. İnşallah Dünya kana bulanmadan, insanlıktan taviz vermeden bu sorunlar aşılır.

ibrahimb@banksoft.com.tr


Cengiz Han`dan Sonra
Cengiz Han Üzerine
Beyaz Adamlar ve Biz
Sırada İran mı Var? Ya Sonra?
Bu Paraya Dikkat!
Amerika Düşmanını Arıyor
Musul Meselesi
Haçlı Seferleri
Çaldıran Savaşı
Derin Basketbol
Hitler
Aztekler
Ejderhanın Dönüşü
Milliyetçilik
Ermeni Meselesi ve Milli Tarih


mutasyon.NET'e reklam verebilirsiniz. İrtibat için editörlüğe mail atınız.
mutasyon.net EDİTÖRDEN MAKALELER BÖLÜMLER GÖRÜŞLERİNİZ ÜYELİK NECİP FAZIL
MİSYONUMUZ KÜNYE BİZE KATILIN GİZLİLİK ŞARTLARI ZİYARETÇİ DEFTERİ