|
Kritik..
Selamlar efendim! Dergi organizasyonundan pek bir uzak olduğumdan henüz
hangi çeşit bir kitleye hitap ettiğimin farkına varmış değilim. Az çok
naçizane zekamla tahmin ediyorum ama derginin tek bayan elemanı olduğum
için mi yoksa dedim ya editör ve grubuna uzak olduğum için mi, üvey evlat
hatta bazen abartıp besleme gibi hissettiğim anlar olmuştur. Saat gecenin
yarısı benim bir mesajım bile yok deyip duygusal sömürüşlerimi ikiye katlayıp
, gerçekten okunup okunmadığım konusundaki serzenişlerimi tekrarlayım
istedim. Zira işimi çok ciddiye almaktayım. Tamam bu ciddiyetimin çok
belli olmadığının farkındayım, bayan olmayan diğer elemanların (bu konuda
ki amacım sadece polemik yaratmak) bilgi verme gayretini takdirle karşılamakla
beraber ben bir entelektüel değil tam anlamıyla bir güncellektüel olma
yolunda emin adımlarla ilerlemekteyim. Derdim dergimizde bir Ayşe Arman
modeli oluşturmak değil elbet , zira ben her zaman Perihan Mağdenci oluşumdur.
Tek bayan eleman konusu açılmışken konuyla çok alakalı bir de güncel
haber vereyim; Paris Dakar Rallisinde bu yıl ilk kez bir kadın pilot,
otomobil kategorisinde birinci oldu. Ciddiye almayanlar için ufak bir
hatırlatma şöyle ki bu ralli Paris'te başlayıp üç hafta sonra Dakar'da
sona eriyor. Buda yaklaşık 10 bin 800 km ye tekabül edip boru kategorisine
girmiyor yani. Yani şimdi kendini Jutta Kleinschmidt lemi (rallici bayan
oluyor) özdeşleştiriyorsun diyenler olabilir desinler değişemem!!!
Bu ay hangi güncel konudan bahsedeyim diye düşünürken dedim niye kendimden
bahsetmiyorum benden ala güncel mi olur, derken gereksiz şımarıklığı bir
yana bırakıyorum. Üzerinde sayfalarca yazı yazılabilecek o kadar çok konu
var ki ermeni soykırımı, hizbullah, Ecevit'in hangi hastalığının olduğu,
televole kültürü, ikinci bahar vakası, Suriye seçimleri , sevgililer günü,
beşiktaşın rizeden 5 yediği,vs ...dedim ya konu o kadar çok ki marifet
bunların sadece başlıklarını yazarak A4 ü doldurmakta. Bizler millet olarak
böyleyiz işte başlıkları pek iyi biliriz ve o başlık altında saatlerce
sözüm ona edebiyat yapabiliriz. Bir reno bir pejo çarpıştırılıp( bu bir
leman kapağı alıntısıdır teslim oluyorum) , ortaya bide alkatel teli karışık
kaşarel koydum mu yaaa gördün mü fransa biz adamı böyle yaparız , onlar
istediği kadar yıllardır bunun üzerinde çalışsın loca neyim kursunlar
, bir baba deymez Türk'e bilmiyorsan öğren. Buradan tüm dünyaya birde
duyurum olacak izninizle, madem internetteyiz nimetlerini de kullanalım,
aziz valentin aslında Türk'tü,valla bak 14 Şubat müthiş bir çoşku yaratıyor
ülkemizde. İkinci baharla ağlayan gönüller şimdi kalp yastıklarda teselli
aramaktalar. Hamaset edebiyatını sonu yok (Çetin Altan'ın kulakları çınlasın).
Size bir sır vereyim, ülkemiz öyle bir burcu ve yükselenin etkisinde ki
ömrü billah bu cahillikten kurtulamayacak gibime geliyor. Budist olanlar
bilir "yaşam temelde düş kırıklığı ve elemdir" yaaa...
Ne benim ne de gündemin normale döneceği yok, gelecek ay görüşmek üzere...
gevoren@yahoo.com
|