| Günlük Bir Ritmimiz Var:
Biyolojik Zamanlama..
Her öğleden sonra, aynı vakitte içinizde bir şekerleme isteği hissedersiniz.
Kaynağı beyninizdedir; beynin derinliklerindeki bir grup sinir hücresinde...
Bu sinir hücreIeri, çevreden gelen döngüsel sinyalleri, özellikle de gün
ışığı ile karanlığı kaydederler ve bedendeki döngüsel biyolojik olayları
yönlendirirler. Yirmidört saatlik döngülerle, vücudunuzdaki kan basıncı,
ısı, hormon üretimi, metabolizma hızınız -alerjiye ve toksinlere karşı
duyarlılığınız bile yükselip, düşebilir.
Circadian (Latince'de circa, ''hakkında''; dies, ''gün") ritim,
insanlara özgü değildir. Bu ritim bütün hayvan ve bitkilerde, hatta tek
hücreli alglerde bile vardır. Biyolojik saat dediğimiz bu ritim, vücudumuz
için yaradılıştan verilen bir avantajdır. Biyolojik saat, gecenin çökmesi
gibi çevresel değişiklere cevap vermekten öte, onlara önceden hazırlanmayı
da sağlar. Hayvanların gece soğuklarına karşı sığınabilmeleri için sınırlı
sayıda mağara olduğunu düşünelim, gecenin çökeceği vakti erken farkedebilen
ve mağaraları kapan hayvanların yaşama şansı daha yüksek olacaktır.
İnsanların biyolojik saatlerini ayarlamak için vücudun ışık ve karanlık,
yemekler , fiziksel hareketlilik, ya da saat, takvim ve sosyal iletişim
gibi sosyal etkileşim yollarını kullandığı bilim adamları onlarca yıldır
biliyorlar. Son araştırmalar , bu zaman işaretleri (ya da Almanların deyişiyle
zeitgebers=zaman belirleyici) arasında en önemlisinin ışık ve karanlık
olduğunu göstermiştir.
Bilim adamları ilk olarak, insanların radyo saatinden ya da sokaktan
geçen çöp arabasının sesinden bağımsız olarak ayarlanan biyolojik bir
saat kullandıklarını ispatladılar. Bunu ispatlayan deneyler ilk olarak
1970 ve 1980'lerde bir Fransız tarafından hors du temps=''zaman dışı''
adı verilerek yapıldı. Deney basitti: Denekler tamamiyle izolasyon altında
tutulacaklar ve de ne tür uyuma döngüleri geliştirecekleri görülecekti.
Avrupalılar deneylerinde mekan olarak yeraltı mağaraları gibi egzotik
ve psikolojik açıdan stres veren bölgeler seçtiler. Amerikalı- lar ise
sadece teknisyenlerin ziyaret ettikleri izole edilmiş hastane odalarını
kullandılar.
Temel olarak, insan saatinin yirmidört saat gibi periyotlarla kademeli
olarak yavaşladığı bulundu. 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında ise
Michel Siffre adındaki bir Fransız araştırrnacı, üç-dört ay gibi uzun
süren izolasyon dönemlerinden sonra deneklerin biyolojik günlerinin yaklaşık
48 saate kadar çıktığını ve bunun yaklaşık on üç saatinin uykuda, yaklaşık
otuzbeş saatinin ise ayakta geçtiğini iddia etti. Siffre aslında bir jeolojist
ve spelojistti (rnağara bilimcisi). Keşfettiği bir mağaraya saatsiz inmiş
ve yolunu kaybettikten sonra çıkışı bulana kadar biyolojik saati değişrnişti.
Bu olaydan sonra ilgi alanını kronobiyolojiye yani Circadian ritmini incelemeye
çevirdi. Daha sonra Elliot Weitzrnan ve Charles Czeisler adındaki iki
Arnerikalı araştırrnacı kırksekiz saatlik döngüyle alakalı teorisini doğruladılar.
Bu tür zarnandışı araştırmalarının bir diğer etkisi tehlikeside karşılaşılan
psikolojik bozukluklar ve depresyonlardır. 1990'da Siffre'nin yeni bir
yeraltı rnagarası deneyinde denek olan Fransız bir kadın sonradan intihar
etti. Kadının kocası 105 günlük izolasyonun etkisinden kurtulamadığını
söylüyordu.
İç saatirniz hakkındaki bilgilerirniz lise ögrencilerini bütün gece çalışmaya
ikna etmekten çok daha fazla yararlar sağlarnıştır. Doktorlar zamana bağlı
tedavilerde biyolojik saatin vücuda olan etkisini de gözönüne alıyorlar.
Kamyon şöförleri ve pilotlar gibi uzun ve düzensiz vardiyalarla çalışmak
zorunda kalan kişilerin neden olduğu tehlikeler konusunda toplum bilinçlendi.
Charles Czeisler'in stajyer doktorlar üzerinde yaptığı bir çalışrna, doktorların
dörtte birinin yılda en azından bir kez telefonla konuşurken uyuyakaldıklarını
gösterdi.
Bilirn adarnları, uzun uçak yolculuklarından klinik depresyona kadar
birçok nedenle biyolojik saati bozulan insanları ışık tedavisiyle iyileştirmeye
başladılar. Gerekli teknoloji çok karmaşık ya da pahalı degil, hastaların
belli periyotlarla uzun süreli yoğun ışığa maruz bırakılmaları temeli
üzerine bina ediliyor. Maryland, Bethedda'dan bir adam başa giyilen bir
kask benzeri bir alet geliştirmiştir. Uzun uçak yolculuklarında giyildiğinde
(tabii ki yanınızdaki kişiye uzun bir açıklama yapmanız da gerekiyor)
kullanan kişinin biyolojik saatini resetleyerek saat farkına uyum sağlamasına
yarıyor.
kyavuz@mutasyon.net
|