| İnsan olma adabı - 2
Eğer bu serinin birincisini okumadıysanız önce onu okumanızı tavsiye
ederim. Yok eğer okudunuz ve buna rağmen ikincisini görmek istiyorsanız
siz bilirsiniz. Buyrun:
Bu yazıda bu kadar agresif olmamızın sebepleri ve sakinleşebilme metotları
üzerinde duracağız. Sebeplerden başlayalım:
1-) Toplumbilimcileri insanın çevresinde sosyal daireler olduğunu
varsayarlar. İç içe halkalar gibi. Bunu fiziksel mesafeler olarak düşünün.
Dairelerin dışında tanımadıklarımız bulunur. En dış dairede tanıdıklarımız,
fakat samimi olmadıklarımız, onun içindekinde arkadaşlarımız ve çevremiz,
en iç dairede ise yakın dost ve aile bireylerimiz sıralanır. eğer bu halkalardan
birinde yabancı birisi varsa bu bizi farkında olmadan tedirgin eder. yani
tanımadığımız bir insan dost dairesi içerisine girebilecek kadar yakınlaşabiliyorsa
bize (fiziksel olarak) istemsiz bir gerginlik hissederiz.

Bu dairelerin en hassas olanı muhakkak en içte ve bize en yakın olan
has dairedir. bilim adamları bu dost dairesinin yarıçapının taşrada 30-40
metre civarında olduğunu fakat özellikle Büyükşehirler gibi iç içe yaşam
sürdürülen yerlerde 2-3 metreye kadar düştüğünü söylüyorlar.
2-) Dünya çok hızlı globalleşiyorken insanlar giderek kişiselleşiyor.
Hümanist felsefenin de etkisiyle insanoğlu kabuğuna çekilmeye başladı.
Yani biraz önce bahsettiğimiz en iç daireyi kendi yarıçapımızla sınırlandırdık.
Aslında bu, dost çevremize yabancı girmemesi için alınan bir tedbirdi.
Fakat bu bizi yalnızlaştırdı. Daha da önemlisi çevremizdeki insanlara
daha az değer vermemize sebep oldu. Ve kimseyi incitmekten çekinmez olduk.
Dolayısıyla sinirlenmeye ve sinirlendiğimizde kendimizi frenlemeye ihtiyaç
duymamaya, başladık.
3-) Duygularımızı ölçüp tartmadan yaşamaya başladık. Bu da düşünme
yetilerimizi çok kullanmadığımızdan kaynaklandı şüphesiz.
Sonunu düşünmeden kararlar almaya ve aldığımız kararları edilgen şahısları
umursamadan uygulamaya koyulduk.
Şimdi sıra sakinleşebilme metotlarında:
M1-) Evvela dünyada yalnız olmadığımızı, tıpkı bizim gibi hayata
tutundukları tek dal kendileri ve kalpleri olan insanlarla beraber yaşadığımızı
kabullenmemiz lazım. Şu kısacık dünya hayatında hiç kimseyi üzmeye ve
kırmaya değmeyeceğini unutmamalıyız. çünkü her şey gelip geçici. Geriye
elimizde kalan sadece kaç kalp kırdığımız ve kaçını kazandığımız.
M2-) Güven dairesinin sık sık delindiğinden bahsetmiştik. Bunu
engellememiz imkansız. Fakat etkisini azaltabiliriz. Bu noktada yakın
çevremizle geçirdiğimiz zaman çok önem kazanıyor. Mesela beraber ufak
tatiller planlayabiliriz. Sevdiğimiz insanları (eski dostlar ve aile bireyleri
de dahil olmak üzere) daha sık görmeye çalışabiliriz.
M3-) Sinirlendiğimiz anda kendimizi kontrol etmeyi öğrenmeliyiz.
Evvela acil kararlar almamalı ve o anda çok konuşmamalıyız. Kendimizi
pasivize etmeliyiz. Çünkü insan, ne kadar aktifleşirse enerjisi (dolayısıyla
sinir katsayısı:) o kadar artar. Mesela ayaktaysak oturabilir, oturuyorsak
yatabiliriz. Hatta kısa bir miktar uyuyabiliriz. veya elimizi, yüzümüzü
yıkayabilir, banyo yapabiliriz. Suyun kendisi de sesi de yatıştırıcıdır.
Slow müzikler dinleyebiliriz. Veya abdest alabilir, namaz kılabiliriz.
Bu bizi daha rahat ve huzurlu hissettirecektir.
M4-) Sonuncu ve en önemlisi, insan aslında bütün hislerini kendisi
ateşler. Aşık olmak istediği için aşık olur. Üzülmesi gerektiği için üzülür,
vs. Deneyin, (ben denedim) göreceksiniz. Çok üzgün olmanızı gerektiren
bir hadise olduğunda aklınıza komik fıkralar getirin ve gülmeye çalışın.
Hislerinizin ne kadar değiştiğini göreceksiniz. Sizi üzen hadiseyi hatırlamadığınız
sürece neşeniz yerinde olacaktır. Tabi bu çok uç bir örnek. İşte sinirlenmenizi
gerektiren olaylar karşısında da aynı metodu uygulayabiliriz.
Bir kere asla mesele hakkında konuşmamalıyız. İnsan kendi kendini konuşarak
gaza getiriyor çünkü. Buna içinden konuşma da dahil. Sıcağı sıcağına biraz
sabretmeliyiz yani. Peygamberimiz 'Sabır ilk toslamadadır' buyurmaktalar.
Olaydan zaman geçtikten sonra daha makul ve mantıklı kararlar alınabilir,
unutmayalım.
Bunları uygulayın, hayatın ne kadar huzurlu ve rahatlatıcı olduğunu göreceksiniz.
Herkese az adrenalli bol relax günler dileğiyle
Eyvallah…
bekirdov@mailcity.com
|