|
İnternet Yaşıyor
Yazı yazma merakım orta okulda başladı. Halen sürmekte.. Çok belagatlı
olmasam da üç beş kelamı bir araya getirip bir cümle kurabiliyorum. :
Bundan yıllar öncesiyle şimdiyi karşılaştırırsak köprünün altından geçen
sularda nelerin durulup gittiğini insan daha iyi anlıyor..
İnsanlar mutlu olmak için yaşıyorsa mutlu olmak için çabalamak zorundalar..
Ama mutsuz Türk insanı özel bir tip yaratarak mutluluğun içinden mutsuzluk
çıkarabiliyor..
Bir Türk dünyanın neresine giderse gitsin durum böyle. Mutsuz. Mutluluğu
anamdan babamdan almadım. Öyle zamanlar oldu ki etraf kahkaha saçarken
ben karamsar ve alabildiğince mutsuz olabildim. Bunun tam tersini de yaşadım..
İnsanın ihtiyaçları listesini yapan bilmem nereli feylesof -ileri gelen,
hakim- bence tüm ihtiyaçların başına mutluluğu koymuştur. Öyle olmasa
insan denilen yaratık çöker kalır.. Her sabah uyanmaktan her gece uyumaktan
da acizleşir..KronikoPsikoDepresif 'ten daha da beter olur..İnsanın gözündeki
perde gibidir bu durum. İnsan gözü eğer her şeyi ayırt edip görebilseydi
yaşamak kim bilir nasıl zor olurdu.. Mesela insan oturduğu odada uçuşan
toz tanecikleriyle birlikte bir hava soluduğunu her an görseydi nefes
alabilir miydi bilmem? Ama var olanı ancak güneş ışığının odalara ters
açıyla düşmesiyle kırk yılın başında bir görebiliyoruz..
Eğer hayatımızda bir an mutluluk için uğraşmasak gözümüzdeki perdenin
kalkması misali çekilmezlerle baş başa kalırız..
Yanı sıra mutluluk bu kadar çok çabada gerektirmiyor..? Biz milletçe
mutluluğu kendimizden başka bir yerde arıyoruz.. Ana başlıklara bakıp
geçtiğimiz bir gazetenin sayfaları gibidir insanın mutluluğu.. Manşetlerde
değil satır aralarında gizli tüm ana tema..
Yıllar önce internetle tanıştım. Belki 40 geçen sayıda site yapıp içerik
koyup yayınladım..Bu bende bir tür alışkanlık yaptı..Her elime geçen fırsatta
bilgisayar başında buldum kendimi!
Bunun için yıllarca kendime çizmem gereken yolu çizemedim. Babamın vefatı
ve ardından gelişen bir takım olaylar beni hep kendi yoluma gitmekten
alıkoydu..
Bu arada hiç boş durduğumu hatırlamıyorum. Büyük aşkla sarıldığım internet
bana çok şey öğretti en büyük adamlarla burada tanıştım. Fikir sundum;
fikir aldım. Yazı yazdım. Çok kitap okudum. İstemediğim ve benimle alakası
olmayan onlarca kod ezberledim.En son teknolojiye kadar hep takipte kaldım..Kasamın
kapağı daha 6 ay önce kapandı.. Oda artık bir çok hayatsal faaliyetlerin
farkına varmamdan ve kendi yoluma çeken içimdeki güçlü sesin tesiriyle
…
Hala da kafam şişmiyor değil.. "Daha bu merak bitmedi mi?"
diyorum.. Kendime gelme zamanım gelmedi mi? Kendi yolumu çizme zamanım
gelmedi mi? Artık gözümü dünyaya açma zamanım gelmedi mi? Bildiğiniz gibi
değil çok fazla geliştirdi internet beni ama yanlış kentleşme var beynimde..
Akranlarımı geride bıraktım.. Evden çıkmaz oldum.. Her şeyi ama her şeyi
aştım da şu ÖSS'ye takılıp kaldım.. Bu merak bende öyle bir huy yarattı
ki ne zaman biraz boş bir anım olsa hemen bilgisayara koşuyorum. Kendimi
tutup da - Yuh be! 4. kez sınava gireceğim!- ders çalışacağım yerde neden
bu aletin başındayım anlamıyorum..! İnternetle o kadar uğraşmıyorum da
son zamanlarda.. Ama her nedense alıkoyamıyorum kendimi? Bir tek kendi
yoluma gitmem gerektiği kanısı bu aleti sıfıra çeken ve bu merakı öldürüyor.
Uzun lafın kısası İnternet içimizde yaşayan bir tutku. Beynimizde zaman
zaman geri plana çekilse de çalışan aktif bir pencere.. Öyle ki bazı kısa
yollar alt + tab tuşuna basıyor ve durum değişiyor.. Ben bundan böyle
bu durumu derslerim içinde kullanacağım..Bilgisayarın başına nasıl koşuyorsam
derslerin başına da öyle koşar hale gelene dek çabalayacağım.. Önümüzdeki
sınava çok az kaldı.. Bu mutlulukların büyüklerinden bir tanesi. Hayatın
en yakın dönüm noktası.. Kimse bilemez ama diliyorum ki bu dönemeçten
bu sefer döneceğim..
Bu arada yıllardan beri yazılarını severek ve içinden ders alarak okuduğum
sizlerin tecrübelerine ve öğütlerine ihtiyacım var.. Yine bazı öğütler
benim kendi düşüncemi çiğneme riskine karşı daha sağlam bir yol gösterici
oluyor..
ismet82@hotmail.com
|