Kültür Anasayfa Editörden Makaleler Bölümler Görüşleriniz Görüşleriniz



 
 
 
 
 
 



Dünyayı 1500 Yıl Yöneten Meydan

Hazır mısınız? Sakın niye diye sormayın. Geçen yazımızda söylemiştik. Bundan böyle öylece yerimizde oturmayacak, adım adım çevremizdeki güzelliklerin farkına varmaya çalışacaktık. Ve bu gezilere Karaköy'den başlamış, Beyoğlu'nun ortalarına kadar dolaşmıştık. Şimdi sizleri birmeydana götürmek istiyorum. Burası öyle bir meydan ki dünyayı tam 1500 yıl yönetmiş. Üç imparatorluğa merkezlik yapmış. İçi dışı tarih kokan bir meydan. Ne yazıkki buradaki güzelliklerinde pek farkında değiliz. Hemen her hafta gerçekleştirdiğimiz tarihi gezilerde gruplara katılan doğma büyüme İstanbul'lular bile hayretler içinde kalıyor, anlatılanları ilkkez duyduklarını söylüyorlar. Öyleyse gelin başlıyalım tarihi değerlerimizi anlamaya ve çevremizdekilere anlatmaya......

Kadıköy'den Eminönü'ye giden gemilerin bulunduğu iskeleye doğru yürüyoruz. Nihayet jetonlarımızı atarak gemiye bindik.

· Kadıköy Sahili:
Geminin Kadıköy sahilini gören kısmına geçtik ve başladık karşı tarafları seyretmeye. Gözümüze ilk çarpan tüm haşmetiyle kıyıdan boğaza bakan Haydarpaşa Garı oldu. Üzerinde pek durmadık zira bu gezi bir Kadıköy turu değildi. Hedefimiz Dünyayı 1500 yıl yöneten bir meydan ve çevresiydi. Gemi yavaş yavaş iskeleden ayrılırken bizlerde Kadıköy sahiline en yakın inşa edilen cami olan "İskele Camisi"ne bakıyorduk ve tabiki padişah 3.Mustafa'yı hatırlıyorduk. Zavallı padişah bundan önce Ayazma Suyunun yakınında annesi için bir cami yaptırmış, daha yapım aşamasında halk bu camiye "Ayazma Camisi" demeye başlamışlardı. Yaptırdığı İkinci bir cami de Laleli semtindedir. Bu camiye de, semte adını veren Laleli Baba Türbesinden dolayı "Laleli Cami" denmiştir. 3.Mustafa bu durumu nükteli bir biçimde "İki hayrat yaptırdık, birini suya diğerini de Veli ye kaptırdık." Sözleriyle anlatmıştır.

· Sarayburnu:
Gemi burnunu Rumeli tarafına çevirdi. Tam karşımızda tüm ihtişamı ile Sarayburnu var ve gittikce ona doğru yaklaşıyoruz. Gözlerim "Gotlar Sütunu" nu arıyor. Nihayet görüyorum. Bu sütun buraya 3.yy. da Roma'nın Gotlara karşı kazandığı bir zafer üzerine dikilmiş. Sepetciler Kasrı: İstanbul'a ilk geldiğim yıllarda yine Eminönü'ne deniz yoluyla giderken tepesinde kubbe, ama yan taraflarında çatı olan garip binayı yolculara sormuştum. Bana sirkeci garı olduğunu söylemişlerdi. Halkımız gerçekten içinde yaşadığı ortamı bilmiyor. Bu garip binanın adı "Sepetciler Köşkü". Ortasındaki küçük kubbe minik bir cami. Minaresi bile var. Gülhane parkının dışında bulunan bu yapı, saray muhafızı bostancıların sepetciler bölüğü tarafından yapıldığı için bu isimle adlandırılmıştır. Mimarı Davut Ağa'dır. Şu sıralar Uluslar arası Basın Merkezi olarak kullanılmaktadır.

 

· Sirkeci:
Nihayet karaya çıktık. Eminönü'ne hiç girmeden Sirkeci tarafına doğru yürümeye başladık. Şu an bulunduğumuz cadde Hüdavendigar Cad. Yukarıya doğru giderken iki caddenin kesiştiği bir köşeye geldik. Burası Hüdavendigar caddesinin bittiği ve Alemdar Caddelerinin başladığı yer. Tam bu köşede "Aydınlar Türbesi"ni göreceksiniz. 1925'de türbeler kanunu ile kapatılan ve harabeye dönen, 1960 'da yıktırılan bu türbe ciddi bir restorasyon çalışmasından sonra bugün hala tüm güzelliği ile ayakta.

· Zeynep Sultan Camii:
Alemdar caddesini adımlamaya devamediyoruz. Gülhane parkının kapısını geçtikten bir hayli sonra sağ tarafta çokhoş bir çeşme göreceksiniz. Bu çeşme 1.Abdülhamit'in külliyesinden bir parça. Fakat asıl bulunduğu yer olan Eminönünde 4.Vakıf Hanın inşası dolayısı ile oradan buraya taşınmış. Nihayet 3.Ahmet'in kızı Zeynep Sultanın barok usluba göre inşa edilmiş Camisine geliyoruz. 1769'da yaptırılmış bu cami ve arkasında bulunan ilkokulda onun hayratı. Türbesi yıkıldığı için şimdi caminin bodrumunda yatıyor. Caminin hemen üst kısmındaki bahcede başkanlığını değerli tarihci Ahmet Akgündüz'ün yaptığı "Osmanlı Araştırmaları Vakfı" var.

· Million Taşı:
Yürümeye devamediyoruz. Bir yol ayrımına geldik. Birtarafımızda Ayasofya, diğer tarafımızda Yerebatan Sarnıcı var. Tam karşımızda ise Romalılara göre dünyanın merkezi olan yer. Burası Million taşının olduğu merkezi mekan. Şehrin anacaddesi Mesa buradan başlıyor. Dünya hükümranlığını elde eden Roma İmparatorluğu Dünyanın başladığı mekan olarak burayı seçmiş. Hemen yanında Osmanlılardan kalma bir su terazisi görüyoruz.

· Sphendon:
Sultanahmet Meydanındaki dikili taşları es geçiyoruz. Eğer buraya dalarsak yazının sonunu biraz zor getiririz. İnşaallah bu taşları daha sonra anlatacağız sizlere. Hipodrom (S.Ahmet Meydanı) un diğer ucunda Marmara Üniversitesi Rektörlük binasının arkasında kalan Sultan Ahmet lisesine gidiyoruz. Çünkü Hipodrom Meydanının diğer ucu burada. Sultan Ahmet in külliyesinin bir parçası olan darüşşifa ve imarette burada kalmış. Roma devrinde vahşi hayvanları buraya kapatıyorlarmış. Manzarası da harika. Görmek isteyenlere tavsiye ederiz.

 

· İbrahim Paşa Sarayı:
Spendon'dan geriye dönüp tekrar Hipodrom Meydanına geliyoruz. Tam karşımızda İbrahim Paşa Sarayı var. Bu saray rum asıllı olup daha sonra müslüman olan ve Kanuni S.Süleyman'ın kızı ile evlenip damatlığa yükselen İbrahim Paşanın sarayı. Kanuninin gençlik arkadaşı ve ilk sadrazamı olan İbrahim paşa maalesef bir süre sonra Hürrem Sultanın etkisiyle boğdurulmuştur. Bu saray şuan Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. Osmanlı hanedanlığında hanedan dışında birinin sahip olduğu tek saray burasıdır.

· İran İlköğretim Okulu:
İbrahim Paşa Sarayının yanından yukarıya doğru çıkıyoruz. Hemen sol köşede, rengi yeşile çalan bir bina görürüz. Burası İran İlköğretim Okuludur. İranlı ailelerin çocuklarının okuduğu bu okul daha önce İran hastanesiydi.

· Keçecizade Fuat Paşa Camii:
İran İlköğretim Okulunun hemen ilersinde küçük bir cami ve türbe göreceksiniz. Burada yatan Keçecizade Fuat Paşa, padişah Abdülaziz'in sadrazamlarından biriydi. Zaman Zaman hariciye nazırlığı da yaptı. Nüktedanlığı ile tanınan keçecizade için pekçok kıssa anlatılmaktadır.

· Binbirdirek Sarnıcı (Filoksenus):
Yokuşu tırmanmayı sürdürüyoruz. Sağ tarafımızda Adliye Sarayı var. Burayı iki sokak geçince yine sağ tarafta geniş bir park meydanı ile karşılaşıyoruz. Burada kulübemsi bir yapıyla karşılaşıyoruz. Burası Binbirdirek Sarnıcının girişi. Diğer adı Filoksenus'dur. Çünkü Filoksenus adında, Romadan buralara gelen bir senatör tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Yerebatan Sarnıcından sonra en büyük sarnıç olan Binbirdirek Sarnıcında 14'er sütunluk 16 sıra vardır.Yani toplam 224 sütun. Yüksekliği 15 metre civarındadır. Durgun suyu sevmeyen Türkler burayı depo ve imalathane olarak kullanmışlardır. Yakın zamanda içinde korku filmleri de çekildi.

· Eufemia Martirion:
Adliye Sarayının yanından Hipodroma paralel yürüyoruz. Bir parkla daha karşılaşıyoruz. Adliye Sarayının tam yanında ziyarete kapalı bu yer eski bir kilise kalıntısı. Bu kilise 3.yy da şehit edilen Azize Eufemia için yapılmış bir kilise. Azize Eufemia'nın tabutu şuan Fener'de Patrikhane Kilisesindedir. Bu binanın harab olma nedeni olarak ise, 1490 yılında baruthane olarak kullanılan bu yerin üzerine yıldırım düşmesi sonucu infilak etmesi gösterilmektedir.

· Firuzağa Camii:
Yeniden Million taşının yanındayız. Fakat bu kez arka kısmında. Burada küçük bir cami var. 2.Bayezid'in hazinedarbaşısı Firuz Ağa'nın 1491'de yaptırdığı bu cami şehrin en eski camilerinden biridir. Yol genişletilirken yeri değiştirilen Firuz Ağanın boş lahdi bahcede durmaktadır. Sonuç: Vakit bir hayli ilerledi. Yağmurda yağmaya başladı. Sanıyorum artık dönmemiz gerek. Son bir kez daha dünyayı 1500 yıl yöneten meydana bakıyorum. Evet daha gezilecek o kadar çok yerimiz var ki !!!


Gelecek ay görüşmek üzere

gezikolik@gezikolik.net
wwww.gezikolik.net
www.kitapkolik.com


Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
İstanbul Surları ve Kapıları
Osmanlı Mezar Taşlarının Dili
Şehit Sadrazam
Çanakkale'de Sahebe Şuuru
Edirnekapı'daki Çanakkale Şehitleri
En Güzeli Sevmek
Dadaş Yurdu Erzurum
Mimar Sinan'in Dünya Üzerindeki Tek Resmi
Şehzadeler Şehrinden Selamlar - Manisa
Serhat Şehrine Seyahat - Edirne
Beklenen Misafir
Amerikalı bir aile ile üç gün
II. Abdülhamid'in İngiliz Siyaseti
Bir Fransızın Gözüyle İstanbul ve Osmanlı İnsanı
Topkapı Sarayı - 5
Topkapı Sarayı - 4
Topkapı Sarayı - 3
Topkapı Sarayı - 2
Topkapı Sarayı - 1
Dünyayı 1500 Yıl Yöneten Meydan
Karaköy'den Beyoğlu'na
Galata Kulesinin Gizemi
Önce Selam
Veda
Devr-i İstibdat mı?
Osmanlı'da harem
Osmanlı, devlet mi, imparatorluk mu?
Giriş


mutasyon.NET'e reklam verebilirsiniz. İrtibat için editörlüğe mail atınız.
mutasyon.net EDİTÖRDEN MAKALELER BÖLÜMLER GÖRÜŞLERİNİZ ÜYELİK NECİP FAZIL
MİSYONUMUZ KÜNYE BİZE KATILIN GİZLİLİK ŞARTLARI ZİYARETÇİ DEFTERİ