|
Karaköy'den Beyoğlu'na
İstanbul tanınmaya değer bir şehir. Bizlerde kalktık bir hafta sonu şöyle
Karaköy'den Beyoğlu'na doğru elimizde tarih kitapları, insanların şaşkın
bakışları arasında bir tarih gezintisine çıktık. Ama inanın bu o kadar
kolay olmadı. İstanbul gibi her adımında tarihi bir iz bulunan bu şehirde
saatlerce vakit harcamamıza rağmen aslında gezdiğimiz yerler Karaköy ile
Beyoğlu'nun birkaç sokağı idi. Birkaç sokakta ne olurmuş demeyin. Gelin
sizlerde bizimle beraber bu gezinin detaylarına dalın. Göreceksiniz çevremizde
bakıpta göremediğimiz neler neler varmış. Hepinize mutlu sehayatler.
Karaköy:
Birzamanlar
bu semt Rumların en yoğun yaşadığı yerlerden biriymiş. Hatta burada bulunan
Selanik Pasajı da bunun en önemli delillerin biri olarak hala burada durmaktadır.
Galata Köprüsünün Karaköy ayağında Ziraat Bankası var. Onun ikinci kattaki
balkonuna baktığınızda orada İkitane heykel göreceksiniz. Osmanlının son
döneminde heykel inşa edildiğini görmek insanı şaşırtıyor. Bu heykellerle
ilgili değişik söylentiler var. Bunlardan en meşhuru da bu ticaret merkezinin
Osmanlının hasta adam döneminde Masonlarca üst haline gelmesi ve bu heykellerin
yapıldığı binanında onların toplantı yerleri olması.
Dünyanın İkinci Metrosu:
Yola
Karaköy'den başladık çünkü buradan Beyoglu'na giden dünyanın en eski
ikinci metrosuna bineceğiz. Evet yanlış duymadınız. 18.yy sonunda Dünyanın
ilk metrosu olan Londra metrosundan sonra yapmış Osmanlılar bu ilginç
metroyu. Eğer sizlerde binmek istiyorsanız Galata Köprüsünün Karaköy ayağından
sola geçin, hemen orada. Şu an kişi başına 250 bin liraya binerek Beyoglu'na
5 dakikada gidilebiliyor. Metroya girdiğinizde camiye girmiş gibi oluyorsunuz.
Osmanlı buranın içinide süslemiş. Sanat metroda bile varmış anlıyacağınız.
Metro yolculuğumuz nihayet tamamlandı. İndik birde baktık Beyoğlu'na gelmişiz.
Birzamanlar tarla imiş burasi. Hatta Kanuni S.Süleyman'in çok samimi olduğu
ve herzaman ziyaretine geldiği Venedik elçisinin oğluda burada oturuyormuş.
Tarla konumundaki bu yerlerin arasında çiftliği varmış. Tam karşımızda
tarini Ünlü Lemon Pastanesi ile sıra sıra birbirinden ilginç ve tarihi
bina arzi endam ediyor.
Mevlevihane
Mevleviler
buraya kurmuşlar dergahlarini. Istanbul'dan biraz uzak olsun istemişler
o tarihlerde. Günümüzde Divan Edebiyati Müzesi olarak kullaniliyor burası.
Bahçesinde ise Divan Edebiyatımızın ünlü siması Şehy Galip yatıyor. Ziyaret
etmeye değer.
Konsolosluklar
Osmanlı'ya
400 yıl başkentlik yapmış bu şehirdeki hemen birçok Konsolosluk Beyoğlunda
yeralıyor. Daha metrodan caddeye girer girmez İsveç Konsolosluğu ile karşılaşıyorsunuz.
Biraz daha yürüdüğünüzde İtalyan Konsolosluğu geliyor. İstanbul çok yangın
geçirmiş bir yer. Ama bu bina hernedense hepsinden kurtularak bugünlere
kadar gelebilmiş. Bu söylediklerimi abartili bulmayin. 1820 ve 1870'lerde
Beyoğlu iki kez neredeyse haritadan siliniyormuş. Bu bina tam bir italyan
mimarisi tarzında. Mimari yapısıyla sizi oralara götüreceğinden eminim.
Devam ettiğinizde karşınıza Rus Konsolosluğu geliyor. Bu konsoloslukta
İtalyan mimarisi özelliği gösteriyor. Çünkü binayı rus çarının isteği
üzerine yapanlar İtalyan Fosseti Kardeşler.
Kiliseler:
İstanbul'un hiçbir semtinde, buradaki kadar çok kiliseyi bir arada bulamazsınız.
Tarih boyunca yabancıların ağırlıklı olarak yaşadığı ve din özgürlüğüne
önem veren bir devletin hüküm sürdüğü bir yerde de başkası görülemezdi
zaten. Neyse karşimiza Sant Antuan kilisesi geliyor. Burasi sanıldığı
gibi öyle eski bir kilise değil. 80 yıllık bir geçmişi var. Çok rahat
içeriye girebilir ayinleri takip edebilirsiniz. Biz bu gezimizi yaparken
bir ayine denk geldik. İçeriye
girip biraz takip ettik. Ücretsiz kasetler dağıtılıyordu. Keşke bizlerde
camilerimizde ücretsiz Kur'an dağıtabilsek. Biraz ilerde Ermeniler için
yapılmış bir başka kilise göreceksiniz. Kilisenin giriş kitabesinde bir
teşekkür var. Osmanlı Padişahı Sultan 2. Abdulhamit'e Ermeniler, ibadet
özgürlüğü tanıtıdığı için teşekkür ediyorlar. Beyoğlunun devamı derseniz
biraz bekleyin derim. Çünkü bu anlattıklarımı çok uzun bir sürede ancak
gezebildik. Havanın kararmasıyla da gezimiz yarım kaldı. İnşaallah "Beyoğlu
Gezisi-2" başlığı altında gezimizin geri kalan kısmını da anlatmayı
düşünüyoruz.
İstanbul kazan biz kepce olalım diyoruz, en azından birsüreliğine. Bakalım
önümüze neler çıkacak. Bize ulaşmak isterseniz web ve mail adreslerimiz
aşağıda. Her hafta Cuma akşamları saat 21:00 de " Dördüncü Boyut"
programı ile Burç Fm deyim. Birsonraki yazıda görüşmek dileği ile hepinize
sağlıklı mutlu ilim ve irfan dolu dakikalar diliyorum.....
Selamlar....................
gezikolik@gezikolik.net
wwww.gezikolik.net
www.kitapkolik.com
|