Kültür Anasayfa Editörden Makaleler Bölümler Görüşleriniz Görüşleriniz



 
 
 
 
 
 



Devr-i İstibdat mı?

Geçen ay tarih köşemizde akılları fazlası ile kurcalayan tarihi hadiselerden biri olan harem meselesine kısaca değinmiştik. Bu hafta ise birçok insan tarafından eleştirilen II. Abdülhamit hakkında tarihi gerçekleri sizlere en yalın,doğru ve objektif şekilde anlatacağım zevk alıp istifade etmeniz temennisi ile...

Soru: II. Abdülhamit devri için “devri istibdad” devri deniyor, hakikaten böyle özgürlüklerin kısıtlandığı, diktatör bir idarenin hakim olduğu bir devir midir?

Cevap: Abdülhamit devrine devri istibdad adını verenler, sadece ve sadece onun muhalifi olan ittihadcılardır. Ama bu noktada bütün bütün Abdülhamit devrinde istibdada yer yoktur da diyemeyiz.Bu noktada bu gerçeği en iyi ifade eden cümle şu olsa gerek “ Sultan Abdülhamid,tarihin kanunlarına uyarak, Osmanlı Devleti’ni yıkılmaktan korumak ve parçalanmaktan kurtarmak için "mecburi, cüz’i ve yanlış olarak tamamen kendisine isnad olunan hafif istibdada mecbur kalmıştır."

Ayrıca Abdülhamit zamanında uygulamak zorunda kaldığı hafif istibdad batıda kullanılan manada bir istibdad değildir.

Çünkü devlet yönetimi hala şer’I hükümlerle yönetiliyordu yani yönetim mutlak monarşiye dönmemişti. Netice olarak,Abdülhamit’in devrini, bütün hak ve hürriyetleri askıya alan bir baskı rejimi manasına istibdad devri diye vasıflandırmak mümkün değildir.

İkinci olarak, Abdülhamid, 30 yıl devam ettirdiğibu idareyi kaba kuvvete dayandırmamıştır. Onu istibdad ile suçlayan ittihadcılar, asıl kendileri kaba kuvvetle istibdad idaresini sistematik hale getirmişlerdir. Abdülhamit istihbarat teşkilatını kullanmasına rağmen asla orduyu siyasete bulaştırmamıştır ama ittihadcılar orduyu siyasete alet etmekte hiçbir beis görmemişlerdir.

Üçüncü olarak, Sultan Abdülhamid, şahsi idaresini devam ettirmek için, asla idam cezasına ve suikast sistemine başvurmamıştır. En azılı muhaliflerini bile, nadiren ve hafif hapis cezaları ile susturmak yoluna gitmiştir. Siyasi olan bütün hapis cezaları daha sonra mecburi ikamete çevrilmiştir… Bu konu aslında bu sayfaya sığmayacak kadar uzun ve tafsilatlıdır.

Ayrıntılı bilgi için Prof. Dr. Ahmet Akgündüz' ün Bilinmeyen Osmanlı adlı eserine başvurabilirsiniz.

gezikolik@gezikolik.net
wwww.gezikolik.net
www.kitapkolik.com


Osmanlı Kadınefendi Mimarisi
İstanbul Surları ve Kapıları
Osmanlı Mezar Taşlarının Dili
Şehit Sadrazam
Çanakkale'de Sahebe Şuuru
Edirnekapı'daki Çanakkale Şehitleri
En Güzeli Sevmek
Dadaş Yurdu Erzurum
Mimar Sinan'in Dünya Üzerindeki Tek Resmi
Şehzadeler Şehrinden Selamlar - Manisa
Serhat Şehrine Seyahat - Edirne
Beklenen Misafir
Amerikalı bir aile ile üç gün
II. Abdülhamid'in İngiliz Siyaseti
Bir Fransızın Gözüyle İstanbul ve Osmanlı İnsanı
Topkapı Sarayı - 5
Topkapı Sarayı - 4
Topkapı Sarayı - 3
Topkapı Sarayı - 2
Topkapı Sarayı - 1
Dünyayı 1500 Yıl Yöneten Meydan
Karaköy'den Beyoğlu'na
Galata Kulesinin Gizemi
Önce Selam
Veda
Devr-i İstibdat mı?
Osmanlı'da harem
Osmanlı, devlet mi, imparatorluk mu?
Giriş


mutasyon.NET'e reklam verebilirsiniz. İrtibat için editörlüğe mail atınız.
mutasyon.net EDİTÖRDEN MAKALELER BÖLÜMLER GÖRÜŞLERİNİZ ÜYELİK NECİP FAZIL
MİSYONUMUZ KÜNYE BİZE KATILIN GİZLİLİK ŞARTLARI ZİYARETÇİ DEFTERİ