|
Edirnekapı'daki Çanakkale Şehitleri
Sevgili Mutasyon dostları hepinize merhabalar diliyerek bir yazıma daha
başlıyorum. Tarih her ortamda her zaman diliminde kendisine ait bir şeyleri
hatırlatıyor bizlere. Her gelen ay ile geçmişte ki o zaman diliminde geçenleri
düşünürüm. Bu vesile ile gelecek şubat ve mart ayı da beni aldı geçmişte
bir yerlere götürdü. Gittiğim zaman dilimi 1915 yılıydı. Tüm dünyanın
üzerimize çullandığı zor bir dönemdi. İşte 19- Şubat'ta fiili Çanakkale
Savaşının başladığı ve 18 Mart ta Çanakkale Deniz Zaferini kazandığımız
bu zaman dilimine yaklaştığımız bu dönemde sizlerle bir Çanakkale Şehitini
paylaşmak istiyorum. İstanbul'da yaşayanlar için çok yakınlarda bulunan
bir Çanakkale Şehitini. Edirnekapı kadar yakın…
Bazen İstanbul'dan guruplarla gezi yapıyoruz Çanakkale'ye. Böyle bir
grup geldiğinde, dönüş yolunda buralardan ayrılmanın verdiği hüznü yüzlerinde
gördüğümde onları teselli etme adına hemen atılıyorum:
-Niye üzülüyorsunuz? Çanakkale Şehitlerinden İstanbul'a gidince de ayrılmayacaksınız
ki?
Kuşkuyla bakıyorlar yüzüme. Acaba bu sözüyle ne ifade etmeye çalışıyor,
diye düşünüyorlar. O zaman bende anlatmaya başlıyorum onlara, Çanakkale
Savaşlarında istanbul'un büyük bir hastane gibi hizmet verdiğini, 3.Selim
döneminde yaptırılan Selimiye Kışlasının bile hastane olarak kullanıldığını
ve Çanakkale'den tedavi için İstanbul'a getirildiği halde burada vefat
eden şehitlerimizin İstanbul'da defnedildiğini.
Şaşırıyor ve hemen atılıyorlar. -Peki nerede yatıyor İstanbul'da ki Çanakkale
Şehitleri.
Edirnekapı Mezarlığında. Evet burada tam 22 bin şehidimiz yatıyor. Küçük
Çanakkale'yi görmek isteyenler Edirnekapı'ya gidebilirler. Burada da şehitlerimiz
zaman zaman bizlere, -Bakın bizler buradayız diyor ve göz kırpıyorlar.
İşte bunlardan birini anlatacağız şimdi sizlere.
Yıl 1971. İstanbul
Karayolları , şehrin çevre yollarının yapımına başlamış. Hazırlanan plana
göre yollardan biri de Edirne kapı Şehitliğinin ön kısmından geçecek.
Yol çalışmaları öncesinden yolun geçeceği yerlerdeki mezarlıklarda nakil
işlemleri yapılacak. Yol geçen yerlerdeki mezarlara sahip çıkan olursa
gelip kendi ölüsünü nakledecek, kimsenin sahiplenmediği mezarlar ise buldozerin
acımasına bırakılacak.
Gelin olayı, o yıllarda 17. Bölge Müdürlüğü 1.Grup Şefliğinde İnşaat
Sürveyanı olan Kütahya Emet'ten Ahmet Yenel'den dinleyelim.
"Çevre yolu ve tünelinin geçiş yapacağı istikamette, Edirnekapı
mezarlığı bulunmakta. -Ne aksi tesadüf ki- Çanakkale Şehitleri'nin gömülü
kısmı da tam yolumuzun üzerinde; mecburen, mezarları açıp şimdiki şehitliğe
nakledeceğiz.
Bir gün, ölüler
arasında elbise ve vücudu nokta kadar bozulmamış bir subay çıktı karşımıza.
Tam uykuya dalmış bir kişi; pantolonunun iki yanında kırmızı dikişi vardı.
Gözleri yumuk, sanki bize gülüyordu. Öyle bir hali vardı ki; benim canım
yok olmadı, öbür dünyada bile olsa ben böy1eyim, der gibiydi. Olay cuma
gününe denk gelmişti. Aynen elbiseleri ile tabuta yerleştirip camiye götürdük.
Namazını kılarak tekrardan bu günkü yerine diğerlerinden ayrı olarak gömdük.
İnceleme sırasında isminin Mülazım Yusuf olduğu tesbit edilmişti. Ama,
mezar taşına ismi yazılmamış,"
Bir gün yolunuz Edirnekapı'ya düşerse mezarlığa muhakkak uğrayınız. Burada
yatan nice kıymetli zattan bildiklerinizi ziyaret ediniz. Gitmeden önce
bu mechul askerin de mezarına uğrayınız. Bugün onun mezar taşının üzerinde
kısa da olsa sizlere anlatmaya çalıştığımız hadise anlatılmaktadır. Taşının
üzerinde şöyle denmektedir. "1971 yılında şehitlikteki Tünel insaatının
yapımı esnasındaki kazılarda mevhul asker elbiseleriyle birlikte bütün
olarak bozulmadan bulunmuştur ve buraya bulunduğu şekliyle defnedilmiştir.
Ruhu Şad Olsun."
gezikolik@gezikolik.net
wwww.gezikolik.net
www.kitapkolik.com
|