|
Topkapı Sarayı - 4
Birkez
daha beraberiz değerli okurlar. Topkapı sarayı gerçekten, hakkıyla anlatılması
zor bir yer. Çünkü Osmanlı Tarihi boyunca iyi korunması, dünyayı yöneten
merkez olması ve mahramiyetiyle hem insanların ilgi odağı olmuş, hemde
hakkında bilgi edinilmesi zor bir merkez olarak hep gizemli kalmış. Burayı
merak eden ve birşeyler karalamaya çalışan yabancı yazarlar ise çoğunlukla
kendi hayallerini de katarak birçoğu yalan yanlış şeyler oluşturmuşlar.
Bizler gezmeye devam ediyoruz. Fakat artık gezeceğimiz yerler sarayın
en mahrem bölgeleri. Şimdi geçeceğimiz kapılardan, değil destursuz, desturla
bile geçmek imkansız.
Babüssaade:
Adından
da anlaşılacağı üzere bu kapı mutluluk kapısı. Bu kapıyla birlikte Topkapı
Sarayı'nın ikinci avlusunu da geride bırakıyoruz. Önümüzde üçüncü avlu
var. Az önce söylediğim gibi buradan sonra artık sarayın daha özel bölümleri
başlıyor. Bu kapının bir hususiyeti de sadece padişahın at üzerinde geçebilmesi.
Padişah dışındaki devlet adamlarının ise bir kısmı buradan girebiliyorlar.
Buradan gelip geçen birçok ziyaretçinin aklına bile getirmediği bir manzara
var ki her buradan geçişte aklıma gelir ve içimi sızlatır. Bu kapıdan
destursuz geçilmez dedik ama geçenler de olmuştu. Genç Osman'ın yeniçeri
ocağını kaldıracağını öğrenen yeniçeriler hunharca saraya dalmışlar, içeriye
girerek 2.Osman'ı idama götürmüşlerdi. Böyle ikinci bir vak'a da sultan
üçüncü Selim'in öldürülmesi sırasında oldu. Onu kurtarmak isteyen Alemdar
Mustafa Paşa kuvvetleri de yine bu kapıyı kırarak içeriye girmişlerdi.
Bu kapının bana hatırlattığı acı bir hatıra da "Ayak Divanı"
olaylarıdır. İsyan eden yeniçerilerle padişahın pazarlıkları yine burada
olurdu. Zaman zaman bu divanlarda padişahı öldürmeye bile teşebbüs ederlerdi.
Cülüs merasimleri ile padişahın para dağıtma olayı burada yapılırdı.
Babüssaade'nin önünde bir de flama asma yeri göreceksiniz. Burası Hz.
Muhammed'in Sancağ-ı Şerif'inin asıldığı yerdir. Ordu sefere çıkacağı
zaman sancak buraya çıkarılırdı.
Arz Odası:
Kapıdan girer girmez arz odası ile karşı karşıya geliriz. Divan toplantısı
bittikten sonra sadrazam başta olmak üzre divan üyeleri buraya gelir ve
vardıkları sonuçları sultana arz ederlerdi. Yabancı elçilerde burada törenle
kabul olunurlardı. Bu oda, Fatih Sultan Mehmet döneminde Edirne Sarayının
arz odası model alınarak yapılmıştı.
Kütüphane:
Arz Odasının hemen arkasında 3.Ahmet'in 18.yy başlarında yaptırdığı zarif
kütüphane binası görülür. Saray içinde değişik zamanlarda değişik yerler
kütüphane olarak kullanılmıştır. Sanıyorum kütüphanenin en son kullanım
yeri burasıdır.
Enderun:
Avlunun güneydoğu köşesini oluşturan binalar Enderun olarak kullanılmaktadır.
Enderun bilindiği gibi Osmanlı Devletinin en yüksek eğitiminin verildiği
okuldu. Ve buradan mezun olanlar devlet kadrolarına alınırlardı. Bu okula
kayıt yapılması için kesinlikle hiçbir ayırım yapılmaz sadece kişinin
zekasına bakılırdı. Osmanlı Devletini yöneten birçok ünlü devlet adamı
ve ilim erbabı buradan mezun olmuşlardı. Sokullu Mehmet Paşa ve Evliya
Çelebi bunlara örnek olarak gösterilebilir. Enderun'un yayıldığı bazı
odalar bugün müze idaresi tarafından kullanılmaktadır.
Kostüm Bölümü:
Enderunun kapladığı alanlardan biri olan bu yer ise Osmanlı Padişahlarının
elbiselerinin sergilenmesi amacıyla kullanılıyor. Değişik dönemlerde Osmanlı
Padişahlarının çocukluk, gençlik, tören vb. hatırası olan bu elbiseler
gerçekten görmeye değer.
Silah ve Hazine Bölümü:
Kostüm bölümünden ilerlemeye devam edelim. Bu kapıyla aynı hizada karşımıza
yeni kapılar çıkacaktır. Burası silahların sergilendiği bölümler. İçeride
gerçekten görmeye değer parçalar var. Öncelikle karşınıza çıkan kılıçların
sergilendiği bölüm bu kılıçları dönem dönem ayırmış. Emevi, Abbasi, Memlüklü
vb. devletlere ait değişik dizaynlara sahip kılıçları inceleyebiliyorsunuz.
Birbirinden ilginç tuğlar ve mızraklarda kesinlikle görülmesi gereken
ürünler. Bu reyonda padişahlara özel silahları da görebilirsiniz. Özellikle
belli dönemlerin hatırası olan silahlar büyük ilgi topluyor. Mesela 4.Murat
döneminde İran'dan gelen ve kimsenin kuramadığı fakat deli Hüseyin adında
birinin kurduğu dev yay bunlardan biri. Bu bölümde Bizans'lılara ait silahları
da görmeniz mümkün.
Bu yazının da sonuna geldik. Bir sonraki bölümde buluşuncaya kadar hepinize
esenlikler diliyorum. Hoşcakalın..
gezikolik@gezikolik.net
wwww.gezikolik.net
www.kitapkolik.com
|