| Topkapı Sarayı - 3
Hepinize sağlık ve mutluluklar dileyerek yeni bir yazıya daha başlıyorum.
Geçen yazıyı okuyanlar hatırlayacaklardır. İki ay önce yeni bir diziye
başladık. Adım adım Topkapı Sarayını gezecektik. İlk bölümde genel çerçecesiyle
sarayın Roma ve Bizans dönemi ile genel hatları ile Osmanlı'daki haline
baktık. İkinci bölümde sarayın dış avlusundan içeriye girerek dış bahce
içinde bulunan binaları inceledik. Tam kuleli kapının önüne gelmiştik
ki devam edersek bize ayrılan yeri taşıracağımızı hatırlayarak o bölümleri
de birsonraki yazıya bıraktık. Ve şimdi eğer sizlerde hazırsanız o bölümleri
gezmek üzere turumuza başlayabiliriz.
Babüsselam:
Fatih Sultan Mehmet zamanında yaptırılan kuleli kapının önündeyiz. Bu
kapının diğer adı "Babüsselam". Kapıdan içeri girmeden önce
kapı yönünde sağda birkaç tane sütun göreceksiniz. Bu sütunların adı "İbret
Taşları" . Osmanlı da ölüm cezasına çarptırılan bazı isyancıların
başları burada ibret olması için sergileniyordu.
Mutfak:
İçeriye girdiğimizde öncelikle sağ tarafa doğru yöneliyoruz. Burada gördüğümüz
binaların çatıları bacalarla süslü ve bu bacalı çatılar Topkapı Sarayının
simgesi haline gelmiş durumda. Burası tahmin edeceğiniz üzere mutfak kısmı.
Birdönem binlerce kişinin doyurulduğu bu mekanlarda şimdi paha biçilmez
Osmanlı mutfak ürünleri sergileniyor. Porselen ve cam ürünlerin birkısmı
o dönemde değişik ülke hükümdarlarınca hediye olarak gönderilmiş. Bu kolleksiyonun
en dikkat çeken bölümünü ise Çin porselenleri oluşturuyor.
Ahırlar:
Mutfak bölümünün tam karşı kısmında, kapıdan girince sol tarafta kalan
bölümde saray ahırları yer alıyor. Bir dönem padişaha ait seçme atların
barındığı bu bölümde şimdi çeşitli arabalar sergileniyor.
Harem:
Ahırlan yönünde ilerliyoruz. Karşımıza çok kompleksli bir yapı çıkıyor.
Burası Harem. Gerçi haremin asıl kapısı burası değil ama günümüzde hareme
girmek isteyen ziyaretceler içeriye buradan alınıyorlar. Bizlerde bu nedenle
haremi bu kısımda anlatmayı uygun bulduk.
Burada, hakkında birçok tartışma olan haremi anlatmayacağız. Fakat yer
olarak haremin yanından geçerken harem ve tartışmalı konumu hakkında birkaç
kelam etmeden de geçemeyeceğim.
Birkere
harem birkısım insanların düşündükleri gibi padişaha has bir bölüm değildi.
Haremde padişahın ailesinin dışında farklı amaçlarla orada bulunan birçok
bayanda bulunuyordu. Bu hiyararşi içinde herkesin vazifesi belli idi ve
harem için bir bayanlar okulu da denebilirdi. Birkaç gün önce Amerikalı
bir turist aileyi Topkapı Sarayında gezdirirken Harem'e geldiğimizde parmakları
ile orayı göstererek bana şaşkınlık içinde kalacağım şu kelimeyi söylediler.
"Bath" İngilizce bilmeyenler için hemen açıklayayım. Bu Amerikalı
aile bana buranın bir banyo olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı. Acı acı
tebessüm etmekten kendimi alamadım. Haremi bilmeyen insanların dışarıdan
hayalen anlattıkları masallarla burasının büyük bir küvet olduğunu ve
padişahın zaman zaman bu küvete gelerek sınırsızca eylendiğini düşünüyorlardı.
Bu konu çok su götüreceği için olayı, bilgisine çok saygı duyduğum bir
tarihcinin haremle ilgili yorumuyla son veriyorum. Değişik gazetelerdeki
köşe yazılarından da tanıdığınız tarihci Murat Belge bakın ne diyor; "
Haremi batıda epey yaygın olan, padişahın sınırsız cinsel özgürlüğe sahip
olduğu bir cümbüş mekanı gibi düşünmekten kaçınmalıyız. Padişahın cinselliği,
çoğu yazısız birçok kuralla sınırlıydı. Haremdeki herkes, haseki sultanlar,
valide sultanlar, önde gelen hizmetkarlar vb. oldukça katı bir kurallılık
içinde toplam iktidarı paylaşıyordu. Onun için burayı ve buradaki hayatı
bir aygırın hüküm sürdüğü bir hara gibi tasavvur etmek yanlış olur."
Harem hakkında bu yorumları
yapan Murat Belge altını çizmek gerekir ki Osmanlı'ya hiçte yakın bir
yazar değildir. İstanbul'u bugün en iyi bilen birkaç kişiden biri olarak
objektif bir şekilde yaptığı bu yorum gerçekten enteresandır.
Birsonraki yazımızda görüşünceye kadar hepinize mutlu sağlıklı günler
diliyorum.
gezikolik@gezikolik.net
wwww.gezikolik.net
www.kitapkolik.com
|