|
Söyleşi bölümümüzün yeni konuğu oldukça genç fakat bir o kadar da başarılı bir isim: Mert Baydur. Türkiye'deki sinema/TV sektörünün önde gelen firmalarından Sinemaj Dijital 'in genel müdürü ve aynı zamanda film dağıtımcılığının yükselen yıldızlardan PRA Film 'in ve sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'nın sayılı post-prodüksiyon şirketlerinden biri olan Sinefekt 'in ortağı olan Mert Baydur ile Türkiye'deki film dağıtımından lojistik hizmetlere kadar pek çok konuda sıcak bir sohbete ne dersiniz?
Bize Sinemaj grubundan biraz bahsedebilir misiniz kısaca?
Sinemaj grup, bünyesinde Warner , UIP , Pinema gibi film dağıtım şirketlerine altyazı ve lojistik hizmetlerini sunan Sinemaj Dijital 'in dışında Türkiye'deki en büyük home video ithalatçısı Tiglon ve yine Avrupa'nın sayılı port-prodüksiyon şirketlerinden biri olan Sinefekt ile beraber Türkiye sinemalarındaki en büyük reklam hizmetini veren Fida Film ve film dağıtımı yapan PRA Film ortaklığından meydana gelmektedir. PRA Film olarak geçtiğimiz yıl Butterfly Effect/Kelebek Etkisi, Monster/Cani, Open Water/Açık Deniz ve Saw/Testere gibi ses getiren filmlerin dağıtımını biz yaptık.
Türkiye'de film ithalatçısı ve dağıtımcısı olmanın zorlukları neler?
Türkiye'de bağımsız bir film dağıtımcısı olmak çok zor. Eğer bu işe bağımsız olarak girecekseniz, WB, UIP yada ÖzenFilm gibi büyük firmalar ile anlaşmalısınız. Bunlar, sektördeki major distribütörlerdir ve sizin filminizi gösterebileceğiniz salonları bulmanızda söz sahibidirler. Siz hak sahibi olduğunuz bir filmi belli bir ticari pay ile ( ki bu yerli filmler için %10, yabancı filmler için %15'tir) bu şirketlerin işletmesine verirsiniz. Biz PRA Film olarak WB 'ile anlaşmalıyız. Bunun haricinde diğer zorluklar olarak maliyetlerden bahsedebiliriz. Kopya maliyetleri, altyazı maliyetleri ve gümrükte yaşadığımız zorluklar gibi. Ayrıca bağımsız film dağıtımcılığı oldukça rekabetli bir iş, filmler uluslarası fuarlarda satılıyor ve fiyatlar talebe göre değişiyor.
Bir nevi futbolcu tranfer eder gibi yani?
Evet, çok benziyor. Siz bir filmi almak istiyorsunuz, ama o filme başkası da talip oluyor. İşte o zaman fiyat yükseliyor.
Son yıllarda izleyici sayısında bir düşüş var. Sizin görüşünüz nedir?
Bu konuda haklısınız. Birkaç yıl öncesine kadar çoğu film 250-300 bin seyirciye ulaşırdı, ama şimdi artık belli filmler bu seviyede seyirci çekebiliyor. Bunda geçtiğimiz yıllara oranla çok daha fazla filmin ülkemizde vizyona çıkmasını söyleyebiliriz. Ama tabii asıl neden, Türkiye'de “Sinema sinemada izlenir” mantığının henüz yerleşmemesi
PRA Film'in sektördeki pazar payı ne kadar?
Ekim ayı verilerine göre sektörde 4. sıradayız ve pazar payımız yaklaşık % 4. tabii bu doğal bir durum çünkü büyük distribütörler pastanın büyük kısmına sahip ve bu yaklaşık % 87 gibi bir paya eşdeğer. Ekim ayına göre WB % 43, UIP % 27 ve ÖzenFilm % 17'lik paya sahip. Ardından biz geliyoruz.
Bağımsız dağıtımcılar arasında lidersiniz yani?
Evet. Şuan öyle.
Peki, bugüne dek dağıtımını yaptığınız filmlerden maddi anlamda en çok kazanç getiren hangisi oldu?
Open Water oldu kuşkusuz. Bunda bizim izlediğimiz pazarlama stratejisinin önemi büyüktü tabii. Yaz sonunda, deyim yerindeyse ölü sezonda vizyona çıkardık ve yaklaşlık 150 bin seyirciye ulaştık. Bunda filmin biraz daha kısa (yaklaşık 80 dakika) olması ve bizim seans sayısına fazlalaştırabilmemizin de etkisi var. Bunun dışında Butterly Effect de güzel bir getiri sağlamıştı.
Yakın tarihte vizyona soktuğunuz fakat gişede sizi hayal kırıklığına uğratan film(ler) oldu mu?
Oldu malesef. Elephant , Station Agent ve The Cooler gibi filmler. Özellikle The Cooler ile çok zarar ettik. Malesef ülkemizde bu ve benzeri sanat filmlerine ilgi gösterilmiyor. Seyircinin önceliğini oyuncu kadrosunun popülaritesi belirliyor.
Seyirci sayısıyla bilet fiyatları da sanırım doğru orantılı. Sinemaseverler bilet fiyatlarının yüksek olduğunu söylüyor. Sizin düşünceniz?
Bence ülkemizde her bütçeye uygun bir sinema salonu var. Herkes filmi Akmerkez sinemasında izlemek zorunda değil ki, aynı film mesela Gaziosmanpaşa'daki sinemada da oynuyor. Hemde yarı fiyatına. Bence bu biraz kültür meselesi, az önce de bahsettiğim gibi, ülkemizde oturmuş bir sinema kültürü yok. Bence film sinemada, dev perdede ve dijital ses ile izlenmeli, bu bir zevktir. Son yıllarda herkesin evinde bir VCD player var artık ve halkımız filmi videodan seyretmeyi tercih ediyor sanırım.
Peki, PRA Film olarak önümüzdeki aylarda vizyona çıkacak, umutlu olduğunuz yapımlar hangileri?
Aralık ayında iki iddialı filmimiz var. 24 Aralık'ta Blade:Trinity vizyona girecek. Serinin son filmi. ABD'den çok kısa süre sonra vizyona girmesi ve serinin hayranlarının çok olması bizim iddiamızı arttırıyor. Buna ek olarak Noel isimli filmimiz 31 Aralık'ta vizyonda. Kadrosunda Susan Sarandon, Robin Williams, Penelope Cruz ve Paul Walker gibi nitelikli oyuncular var.
Daha başka?
Bunun haricinde 2005 yazında vizyona girecek A New World isimli bir film var iddialı olduğumuz. Başrolde Colin Farrell, Christian Bale, Noah Taylor gibi oyuncular var. ABD'ye gelen İngiliz ordusundaki bir komutan ve kızılderili prensesi Pocahontas'ın aşkı üzerine. Lucky Number Slevin , başrolde Bruce Willis, Lucy Liu, Morgan Freeman, Josh Hartnett 'in olduğu bir macera filmi. Ayrıca yine Bruce Willis, Sharon Stone ve Justin Timberlake 'in oynadığı Alpha Dog ve Nicolas Cage-Ethan Hawke ikilisinin sürüklediği Lord of War diğer iddialı filmlerimiz.
Peki, yapımcılığı düşünüyor musunuz?
Evet. Şuan senaryo aşamasında olan bir film projemiz var. Yönetmeni henüz belli değil. İsmini veremeyeceğim ama ülkenin en ünlü senaristlerinden birisi tarafından yazılıyor şu anda. Bir kaç ay içinde basın toplantısı ile proje tanıtılacak, ardından yaza doğru çekimlere start verilecek. Konusu şimdilik gizli.
Bir yapımcı olarak Türk Sinemasındaki en büyük problem nedir sizce?
Bence artık eskisi kadar büyük problemler yok. Bakıyorsunuz en çok izlenen Top10 filmden 6 tanesi yerli film. Eğer projeniz iyiyse filminiz iş yapıyor. Örneğin Hababam Sınıfı Merhaba 'yı beğenmeyenler oldu, ağır eleştiriler getirenler oldu ama film 1,5 milyon seyirci topladı. Bence Casting (Oyuncu Seçimi) burda çok önemli. Filmde kadro iyiyse seyirciyi salona çekiyor. Yerli film yapmak, yabancı film getirmekten daha az riskli bir iş.
Türkiye'deki sinema seyircisi potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Az önce bahsettiğim gibi, proje sağlamsa izleyici buluyor kendine. Bence ülkemizdeki seyirci potansiyeli oldukça iyi. Doğru zamanda, doğru proje ve doğru strateji ile çıkarsanız, seyirci filminize rağbet gösterecektir. Buna en uygun örnek G.O.R.A. Ayrıca ülkemizde home video pazarı da olgunlaşıyor. Onca korsan CD'ye rağmen Tiglon 'un orjinal VCD satışları oldukça iyi gidiyor.
Tartışmalı bir konudan bahsettiniz. Korsan CD'ler hakkında sizin görüşünüz ne?
Bence korsan CD'ler tam bir emek hırsızlığı. Tamamiyle etik dışı bir olay. Bizim için pek çok dezavantajı var malesef. Mesela PRA Film olarak dağıtımını yaptığımız filmlerdeki seyirci kaybına neden oluyor. Sinemaj olarak'da VCD satışlarımızı baltalıyor. Özetle korsan CD satınalmak nereden bakarsanız bakın hırsıza para kazandırmak.
Konuyu değiştirelim o zaman. Az önce G.O.R.A'dan bahsettiniz. Bu filmin yapım sürecine katıldınız, biraz anlatırmısınız?
G.O.R.A 'nın bütün post-prodüksiyon ve laboratuar işlemleri Sinefekt 'te yapıldı. Türkiye'de ilk defa bu kadar fazla 2D ve 3D görsel efektler kullanıldı ve bunun için extra bir teknoloji, hardware, software, dijital grafiker, tasarımcı vs. getirilmedi. Herşey var olan teknoloji ile tamamen yerel kaynaklarla yapıldı.
Bunun filmin bütçesine ne gibi bir maliyeti oldu?
İnanın abartılı bir maliyeti olmadı. Çünkü herşey burada mevcuttu zaten. Bu teknolojiler reklam ve video-kliplerde yıllardır kullanılan teknolojiler. Ama öyle kısa işlerde 1 günlüğüne kullanılan stüdyoyu, biz Böcek Yapım ekibine 3 aylığına tahsis ettik. G.O.R.A 'nın çok iddialı storyboardları (Filmin karelerinin anlatıldığı çizimler) vardı. Bu storyboardların ışığında hassas bir çalışmayla efekler mevcut halini aldı. Ayrıca Sinefekt olarak G.O.R.A için görsel efektlerde indirim de yapıldı. Bence o filmin asıl post-prodüksiyon maliyeti kopya/altyazı masrafları oldu. Sadece Türkiye vizyonu için 260 kopya basıldı.
Çok meşgul olduğunuz görüyorum. Bunca işin içinde ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ben eğlence sektöründe çalışmaktan oldukça keyif alıyorum. Sektörün hangi noktasında olursa olsun, gerek yapımcılık, gerek lojistik gerekse dağımtımcılık olarak oldukça stresli ama bir o kadarda keyifli bir iş. Şuan için başka bir sektörde çalışmayı düşünmüyorum kendi adıma. Bu yoğun ortamda aileme de tabii ki vakit ayırıyorum.
Teşekkürler...
Mert Baydur kimdir?
Mert Baydur, 1979'da İstanbul'da doğdu. İlkokulu Nişantaşı Özel Işık Lisesi'nde, ortaokul ve liseyi ise Tarabya Özel Yeni Yıldız Lisesi'nde tamamladı. Üniversite eğitimi için gittiği Boston Emerson College'de iletişim üzerine eğitimini bitirdikten sonra Boston University'de uluslar arası ticaret üzerine işletme masterını yaptı ve 2003 yazında Türkiye'ye döndü. Sinemaj AŞ'de pazarlama müdürü olarak görevine başladıktan 3 ay sonra Sinemaj AŞ'nin genel müdürlük görevine yükseldi ve şu anda Sinemaj Dijital ve Sinemaj AŞ'nin genel müdürlüğü/idari koordinatörlüğünü üstlenmektedir.
Sinemaj AŞ / Sinemaj Dijital'deki pozisyonuna ek olarak, sinema filmi dağıtım şirketi olan PRA Films ve Türkiye'nin tek Kodak laboratuarı ve İmaj'la beraber en büyük 2 post prodüksiyon şirketinden biri olan Sinefekt'in yönetim kurulu üyesidir.
cihancagil@hotmail.com |