|
Yapay Zeka 3
Peki
ben temelde yapay zekayı yararlı bir mühendislik alanından çok bir tür
materyalist inanç sistemi olarak gören ve makineyi insanlaştırabileceklerini
gösterebilecekleri günün bu çılgın bilgisayar-dünyası-gelişmelerine rağmen
pek de yakın olmadığını hissettikleri zaman "O halde neden insan
zaten bir tür makine olmasın ki?" görüşüne sarılıp insanın zaten
davranışları önceden belirlenebilir bir tür makine olduğunu göstermek
için de davranışlarımızın matematik modellemeye dökülmesi ve sonra da
bu matematik modellemenin makine kopyası yapılabileceğini söyleyen düşünceye
neden mi katılmıyorum? Sadece bana kaşlarını bilmemkaç i,j,k yönünde şu
kadar milim birbirinden ayıran, yüzü de şu kadar oranda yanak bölgesinde
şu kadar dağılımda, alnında ise bu kadar dalgaboyu oranında kırmızılaşan,
şu şu küfürleri sayan bir adam varken genleri şu şu şu olan boyu kilosu
bu bu olan birisinin bu bakışlar ve küfürler sonucunda sinirlilik katsayısının
ne kadar artacağını söyleyebilecek ve dahası bu ölçüde sinirlenen bir
adamın ne yapacağını, bu adamın yüzünün hangi noktasının kaç dalgaboyu
kızaracağını ayağıyla yere kaç newtonluk bir kuvvet uygulayarak ayağa
kalkacağını, kaç santimetre aralıklı ve ne yönde adımlar atacağını, gelip
kendisini kızdıran adama hangi formüllere indirgenebilecek bir bakış fırlatacağını,
ve adamın kafasının neresinden kaç newtonluk ve nasıl bir parmak sıkıştırma
şekliyle oluşmuş bir yumruk vuracağını bize söyleyebilecek bir "matematiksel
insan modellemesi"nin sadece bugün değil, teknoloji ne kadar gelişirse
gelişsin gelecekte de yapılabilecek olması pek mantıklı gelmiyor.
İnsanı
matematiğe dayalı formüllere dökmenin zorluğu bu kadarla bitmiyor. Hesaba
katmanız gereken bilginin sınırsızlığı sizi çıldırtabilir. Bugün çeşitli
psikolojik deneyler sonucu elde edilmiş veriler sayesinde insanın davranışlarını
etkileyen şimdiden pek çok neden biliyoruz. Bu anlamda örneğin renklerin
insan üzerindeki etkisi istatistiğe dayalı inkar edilemez bir gerçek.
Mavi rengin insanı rahatlatması, güven vermesi, kırmızının dikkat çekmesi,
siyahın karamsarlaştırması gibi... Şimdi yukarıdaki matematik modellemeye
döktüğümüz adamımızın elde edebileceğimizi iddia ettiğimiz "sinirlilik
katsayısı" bu adamın görsel algı sınırları içerisinde kalan cisimlerin
renklerinden o adamın o anki bakışları içerisinde kapsadığı alanlarla
doğru orantılı olarak olarak etkilenecek. Yani adamın 5 metrekarelik
mavi bir masayı görüyor olması bir yana bu masaya nerden baktığı ve kaç
metrekarelik kısmını gördüğü önemli. Dahası bu adam renk körü olabilir
ve aynı renklerden normal insanlardan farklı yönde etkilenebilir. Bu sadece
basit bir örnekti.
Başka bir örnek vermek
gerekirse bugün ayın insan üzerinde etkileri bulunduğu biliniyor. Kurtadam
hikayelerinde bu canavarların dolunayı beklemesi boşuna değil. Dolunayda
cinayet vb.. suç sayısının artış gösterdiği bugün istatistiklere dayalı
bilinen bir gerçek. Yani ayın değişik halleri de insan üzerinde ve
hatta dünyadaki herşey üzerinde değişik etkiler yapıyor. Balıklar
bile ay takviminin belli zamanlarında daha rahat tutulabiliyor. Peki şimdi
ayın insan üzerindeki etkisini nasıl modelleyeceksiniz. Dahası genler
zaten başlıbaşına bir muamma, genlerin insan davranışları üzerindeki etkisini
matematik modelini çıkarabilecek ölçüde çözebilecek misiniz? Bana insan
davranışını etkilemediğini iddia edebileceğiniz birşey söyleyebilir misiniz?
Listemizi sonsuz genişletebiliriz. Devam edelim mi?
Üstelik her bi etki edici obje için yaptığımız tüm bu devasa hesapları
bir anda yapmamız gerekiyor ki o insanın o an yapacağı davranışı belirlemiş
olalım. Bir an sonra yaptığımız tüm bu hesaplar geçersiz olacaktır. Çünkü
sadece değişmenin değişmediği bir dünyada yaşıyoruz hep söylenen şekliyle.
Bir anda ayın üzerinde bir bulut geçebilir. Bir anda modellenme adayı
adamımız bir ses duyabilir, vücudunda bir sızı hissedebilir veya eğer
astroloji bilimiyle uğraşan kimi insanların ya da falcıların iddia ettiği
gibi yıldızların insanlar üzerinde etkisi varsa şayet milyarlarca ışık
yılı ötede bizim farkedemeyeceğimiz bir patlama olabilir ve modellenme
adayı adamımızın davranışları bir de bakmışşınız bir anda değişmiş.
Hala insanın makina olduğunu iddia ediyorsanız onun davranışlarını önceden
bilmenin ancak adamın sağlık durumunu, yıldızlar ötesi bilgileri, adamın
duyacağı her sesi, etkiyebilecek herşeyi, kısaca evrendeki en moleküler
seviyedeki an devasa yıldızlara kadar canlı cansız her varlığın nasıl
davranacağını ve bu davranışların adamımızı nasıl etkileyeceğini bilmeyle
mümkün olduğunu da itiraf ediyorsunuzdur. O halde böylesi bir bilgiyi
kuşatmadığınıza göre neden tanrı rolü oynamakta ısrar ediyorsunuz?
Her
makinanın bir programcısı vardır. Yeryüzünde birisi tarafından dizayn
edilmemiş ya da programlanmamış bir makina gösteremezsiniz. Sonuçta
"İnsan kendi özgür iradesi olan ve bu yönüyle fazlası olan bir
varlıktır, makinadan farklıdır." diyorsanız sizinle anlaşamadığımız
bir konu yok. Ama yok eğer "İnsan da sadece bir tür makinadır."
diyorsanız o zaman kabul etmelisiniz ki insan denen makinanın da bir
programcısı ya da bir "designer"ı vardır ve bu da bizi biz
insanlara ruh üfleyen bir tanrı inancına götürür. Ve yine bu bizdeki yaratıcı
tarafından verilmiş ruh ya da irade fazlalığı bizi bizim ürettiğimiz makinalara
kopyalamamızı engeller. Çünkü insan olarak yoktan varetme ya da yaratma,
ruh verme gücüne sahip değilizdir. Haliyle yine aynı kapıya çıkarız.
Tüm bunlardan sonra hala insanın bir tür "bilmediğimiz değişkenler"e
dayalı bilgisayarsı otomatik davranışlar gösteren ve bu değişkenleri çözdüğümüzde
tamamen deşifre olmuş olacak ve bilgisayarlara kopyalanabilecek bir yapı
olduğunu iddia eden taraftaysanız bu noktada size mantıksal olarak söyleyebileceğim
daha fazla birşey yok. Çünkü burda böyle bir şey olamayacagını iddia ediyorum
ve yok olanı gösteremem. Eğer kendinizi bir makinaya kopyalayabileceğinizi
iddia ediyorsanız bunu yapmak ve tezinizi ispatlamak size düşüyor. Ne
diyeyim, çalışmalarınızda kolay gelsin...
kkkbaba@yahoo.com
|