|
Cemil Meriç
“Bir çağın vicdanı olmak
isterdim, bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan zincirleri
kırmak, yalanları, yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran tüm
duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale
bağlayacak bir köprü olmak isterdim; kelimeden, sevgiden bir köprü...”
Bu sözleriyle kendine biçtiği misyonu ifade eden Cemil Meri, düşüncelerini
bütün grupların, tarafların, partilerin, kutupların üstünde ifade ettiği
için yaşadığı dönemde kendine bir yer bulamadı. Ona göre ‘sağ’ okumuyor,
‘sol’ diyalogdan kaçıyordu. Politikanın kurtarıcılığına inanmadığı için
hiçbir zaman siyasetin içine girmedi. İnsanların sloganla güdülemeyeceğine
inanıyordu. Düşünceye sonsuz hürriyet verilmesini, kitaptan korkulmaması
gerektiğini söylüyordu: “Bütün ideolojilere kapıları açmak, onları tanımak,
tartışmak ve Türkiye’ nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin
büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte en doğru yol bu...Düşüncenin
görevi: İnsandan kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları irşada
çalışmak, kızmadan usanmadan irşat.”
Avrasyalı bir düşünür
Soğuk savaşın bittiği, duvarların yıkıldığı, farklı fikir ve dünya görüşleri
arasında diyalog gayretlerinin başladığı şu zamanda, ‘irfanı ve toprağı
dişleriyle, tırnaklarıyla kazarak yedi kat yerin dibinden çıkarak, çölün
kumlarında altın zerreleri arayan adam’ ı anlamak daha kolay olacak. Özgürlük
ve diyalog düşüncesiyle büyüyen gençlerin Cemil Meriç’ i daha iyi anladıklarını
ve Meriç’in hayatta olduğundan çok daha fazla değerlendirildiğini düşünüyoruz.
“Her büyük adam, kucağında yaşadığı cemiyetin evladıdır. Zira o, yarınki
veya dünkü veya ötelerdeki bir cemiyetin değil, kendi cemiyetinin çocuğu”
diyen Cemil Meriç, gözlerini kaybettiği ilk yıllarda Doğu ile Batı’ yı
yani insan beyninin iki yarım küresini birleştirmek hülyasıyla Avrasya
adlı bir dergi kurmak ister ama bu düşüncesinde de yalız kaldığı için
dergiyi çıkaramaz.
İdeolojisi
Sağcı da değil solcu da. Cemil Meriç Araf’ ta bir entelektüel olarak
yaşadı. Onu belli bir kategoriye sokmaya çalışanlar dün olduğu gibi bugün
de engin düşüncesinden istifade edilemiyor. Kutuplaşmaların ve diyalogsuzluğun
son haddine vardığı bir dönemde, hiçbir kalıba girmeyi kabul etmeyerek
bir gün anlaşılacağını umduğu geleceğe mektuplar yazdı.
“Ben Marksist’ im diye haykırdığım zaman bir işçinin elini sıkmış değildim.”
Diyen Cemil Meriç, düşünce gelişimini devrelere ayırır: 1917-1925 koyu
Müslüman devrim, 25-36 şöven milliyetçilik, 36-38 sosyalistlik, 36-60
araf diyebileceğim kuluçka devrim, 60-64 Hind devrim, 64’ ten sonra sadece
Osmanlıyım.
Son sözleri
13 Haziran 1987’ de vefat den Meriç’ in son sözleri, “Allah Allah Allah,
Muhammed sevgilim” dir.
Not: Son dönem Türk dünyasının, fikir işçiliğini tek başına sırtlayıp
götürmeye çalışan bu en büyük düşünürünün mutlaka okunması gereken kitaplarını
okumak isteyen arkadaşlar İletişim Yayınları’ ndan temin edebilirler.
yektarslan@yahoo.com
|